 |
Wednesday, September 13, 2006

1983 - Sirens 1984 - The Dungeons Are Calling (EP) 1985 - Power of the Night 1986 - Fight for the Rock 1987 - Hall of the Mountain King 1989 - Gutter Ballet 1991 - Streets A Rock Opera 1993 - Edge of Thorns 1994 - Handful of Rain 1995 - Dead Winter Dead (Single) 1995 - Japan Live ‘94 (Live Album) 1998 - The Wake of Magellan 2001 - Poets and Madmen
Daha önceleri Metropolis ve Avatar isimlerini kullanan grup, 1983 yılında Florida'da kuruldu. Vokal ve klavyede John Olivia, gitarda Chris Olivia, davulda Steve Wacholz ve basta Keith Collins'den oluşan kadrosuyla Judas Priest, Black Sabbath ve Iron Maiden etkisinde bir müzikal çizgide yer alan Savatage, progresif metal'in en önemli temsilcilerinden biri oldu.
Bir süre sonra basa Johnny Lee Middleton geçti ve grup ilk albümü "Sirens"ı 1983'te piyasaya çıkardı. Bu arada küçük çaplı başarılar elde etti, ilk üç albümü "Sirens", "The Dungeons Are Calling" (1985) ve "Power of the Night" (1985) ile istediği çıkışı bir türlü yapamadı; power metal çizgisine yaklaşan tınısıyla dar bir çevrede tanındı. 1986'da çıkardığı "Fight for the Rock" ile daha melodik bir çizgiye kayan grup, başarı grafiğini yükseltmeyi de becerdi ve ardından gelen "Hall of the Mountain King" (1987) ile güçlü bir çıkış yapmayı başardı. Bu arada Chris Caffery ikinci gitarcı olarak gruba katıldı. 1990'da "Gutter Ballet"ı yaptı grup. "Hall of the Mountain King" ile progresif çizgisine doğru yönelen grup, artık iyice o çizgiye kaymıştı. 1991'de çıkardığı "Streets" ile rock opera tarzını da içeren, gitarların ön planda olduğu mükemmel bir çalışma kotaran Savatage, kariyerine son noktayı koydu. Albümün çıkışından kısa bir süre sonra gitarcı Chris Olivia bir trafik kazasında öldü ve grup dağıldı. Ancak bir süre sonra tekrar bir araya gelen Savatage, yola devam etme kararı aldı. Grubun yaptığı yeni albümler, eski günlerdeki başarıyı getirmese de kaliteli müzisyenlerle çalıştılar. Bu yüzden grubun kemikleşmiş hayran kitlesine yenilerini katılmadı. 2000 Nisanı'nda gitarcıları Al Pitrelli'nin Megadeth'e katılmasından sonra, vokalde Zachary Stevens, gitarda Chris Caffery, basta Johnny Lee Middleton, klavyede Jon Oliva ve davulda Jeff Plate'den oluşan kadrosu ile kariyerini sürdürüyor.
Mücadele ile geçen yıllar boyunca giderek daha fazla deneyim kazanan ve olgunlaşan Savatage, progresif rock, hard rock ve rock opera tarzında yoğunlaştı, orkestrasyonları, kayıt kalitesi, düzenlemeleri ve besteleriyle tarzının en önemli ve başarılı örneklerini verdi. Çoksesli uygulamalar açısından, sadece türdeşi grupları değil birçok farklı grubu etkiledi. Modern bir yönde ilerleyen rock'a, senfonik düşünceyi kazandırdı.
Posted at 04:22 am by paladine
Permalink
Posted at 04:11 am by paladine
Permalink

2000 - Darkness Inside 2000 - The Present Darkness 2000 - 2K(Demo) 2001 - Pass Out Of Existence 2003 - Army Of Me(Demo) 2003 - The Impossibility Of Reason 2004 - Reasoning The Impossible 2005 - Chimaira 2005 - Live In Cleveland 2007 - Resurrection Universal City CA
Pass: bunalti.com
New wave american heavy metal'in yaratcılarından olan Chimaira grubun adını taşıyan ve 9 Ağustosda çıkacak olan yeni albümlerinde ilk çıkardıkları 2 albümde oturtmaya çalıştıkları tarzlarının en olgun örneklerini taşıyor. İkinci albümleri "The Impossibilty Of Reason" ile isimlerini Amerika dışına da duyuran Chimaira, Metal müzik kavramı altındaki müzikal anlamda en acımasız gruplardan!
İşe ilk başladıkları yıllardan itibaren Slayer, Overkill, Slipknot, Hatebreed, Mudvayne, Soilwork gibi gruplara sürekli turne halinde olan ve bu turneler sırasında verdikleri konserlerdeki enerjik sahne performanslarıyla, bir anda Metal dergilerinin kapaklarına taşınmaya başlayan grup, şuanki popülerliklerini de Slipknot elemanlarının ve Slayer'dan Kerry King'in grup hakkında yaptığı övgü dolu sözlere de bağlayabilirler aslında. Chimaira henüz ismi duyulmamış bir grupken, Slipknot elemanlarının gittikleri radyo programlarında gruptan birkaç şarkı çalmaları ve Kerry King'in neredeyse bir yıl boyunca Chimaira t-shirt'ü ile dolaşması ve grubtan övgü dolu sözler ile bahsetmesi sayesinde Chimaira RoadRunner Records'un en güvendiği gruplardan biri konumuna yükseldi.
Posted at 04:09 am by paladine
Permalink
Satyricon - Dark Medieval Times[1993]
Satyricon - The Shadowthrone [1994]
Satyricon - Nemesis Divina [1996]
Satyricon - Rebel Extravaganza [1999]
Satyricon - Volcano [2002]
Satyricon - Now Diabolical [2006]
Cehennem Ateşinin Tanrıları
Black Metal'in ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz değil mi? İskandinav ülkelerinden pek sayıda grubun ait olduğu metal türü işte. Hani bu türe ait grup üyelerinin hepsinde ceset makyajı vardır, şeytan hakkında şarkılar söylerler, oksijen yerine ateş solurlar ve yataktan terslerinden kalktıkları günlerde kiliseleri yakıp insanları bıçaklayarak kurban ederler. Hepsi bu.
Şimdi bir daha düşünün. Satyricon bütün bu düşünceleri değiştirmek için burada çünkü. Grup, Norveç black metal camiasının karanlık kalbinde 15 yıl geçirdikten sonra, dünyanın çeşitli bölgelerindeki önemli müzik şirketleriyle anlaştı ve "Now, Diabolical" adındaki son albümleriyle black metalle ilgili önyargıları alaşağı etmeye geldi.
"Biz belki de black metalin ne anlama geldiğini anlatan beş kadar gruptan biriyiz" diye söze başlıyor pek çok enstrümanı da başarıyla çalan vokalist Sigurd 'Satyr' Wongraven. Uzun boyuyla ilk fırsatta birilerini dövebilecekmiş gibi duruyor Satyr karşımda. Londra'da lüks bir otelin lobisindeki koltuklardan birine oturmuş, elindeki Heineken'den bir yudum alırken herşeyi ama herşeyi görüp geçirmiş bir adamın bakışı var gözlerinde. "Black metalin sadece tek tip bir müzikten oluştuğuna dair büyük bir yanlış anlama var.
Halbuki mesela hiphopta olduğu gibi pek çok farklı stil var black metalde de. Buna seviniyorum. Celtic Frost gibi daha eski grupların hayranıyım. Mesela onların Morbid Tales ve In To The Pandemonium albümlerini dinlerseniz, her iki albümünde tamamen farklı soundlarda olduğunu görürsünüz. Ama bu iki albümde benim black metalle özdeşleştirdiğim duyguları yansıtıyorlar. 2006 yılında artık pek şeytan kalmadı."
Şeytan yok mu? Satyr'a yine Norveçli bir grup olan - hatta en black grup olan- Gorgoroth'un son röportajlarından birinde Black metali, Black metal yapan öğelerden birinin satanist felsefe / sözler olduğunu söylediklerini hatırlatıyorum. Şaşırmıyor: "Gorgoroth'a bakarsınız - ki iyi bir grup olduklarını düşünüyorum- yaptıklarının çoğu başka insanların fikirlerini yaptıklarına adapte etmek gibime geliyor. O söyledikleri de Euronymous'un daha önce söylediği birşeydi zaten."
Euronymous... Mayhem'in, Varg Vikernes tarafından 1993'te öldürülen gitaristi ve tüm Norveç black metal ortamını başlatmış olan insan... Satyr devam ediyor. "Euronymous ayrıca, King Diamond vokaliyle Mercyful Fate'in de satanist sözlerinden dolayı gerçek Black metal olduğunu söylemişti. Hatta Darkthrone'un death metal albümü Soulside Journey'e de satanist sözler içerdiği için Black metal demişti. Bütün bu kategorizasyon biraz aptalca." Evet hatırlıyorum. O zamanlar Euronymous'un Oslo'da Helvete (Cehennem) adında bir müzik dükkanı vardı ve Inner Circle'ın yani yanan kiliselerle Norveç'i cehenneme benzetmeye çalışan bir avuç metal grubu ve fanlarının ilgi odağı olmuştu bu dükkan.Satyr pek etkilenmişe benzemiyor. "O trendin sürmeyeceğini biliyordum. En akıl almaz olaylara tanık oldum. Caddedeki arabaları ateşe veren tipler vardı.
İki üç tanesi tutuklandıktan sonra bu olayların sona ereceğini biliyordum. Kendi kendime düşündüm, 'aynı düşünceleri paylaşıyorum diye bütün bunların bir parçası olmayı istiyor muyum yoksa kendi fikirlerime, felsefeme sahip olup onları yaşama biçimimle mi göstermek istiyorum?'. Inner Circle şaka değildi, sadece bir avuç ganster çoluk çocuk değildiler. Onlar inanılmaz yetenekli ve vizyon sahibi müzisyenlerdiler. Ama genç olmaları nedeniyle kendilerini bir şekilde dokunulmaz ve ölümsüz hissettiler ve 'şeytanın müziğini yapıyoruz, biz gerçeğiz, kiliseleri yerle bir edelim, yakalım' diye ortalıkta dolaşmaya başladılar. Açıkcası benim için de çok hoş bir deneyim değildi. Çünkü hiç bir suçum olmadığı halde polisin evimin önünde beklediği zamanlar bile oldu. Polis herkesin hayatını mahvetmeye çalışıyordu ve küçük bir grup olduğumuz için bunda hiç zorlanmıyordu."
An itibariyle Satyr ve davulcu Frost'tan oluşan Satyricon, popüler metal piyasasına girmeye çalışan ilk black metal grubu değil belki, ama bunu tam anlamıyla yapan ilk grup. "Now, Diabolical" tam bir canavar. Eğer bize güvenmiyorsanız, 2000'de Satyricon'u turnelerine dahil eden Pantera'dan Phil Anselmo'ya sorun. "O tur sadece, Phil Anselmo'nun cesareti sayesinde oldu. Grubun vokalisti olarak otoritesini kullandı ve bunu istiyorum dedi. Bana 'sizi canlı izlemedim, yapabilir misiniz' dedi ve ben de bunu bizden daha iyi kimsenin yapamayacağını garanti ederim dedim."
Bu deneyim Satyr'da izler bırakmış ve onu bir sonraki basamak için hazırlamış. "Altı yıl sonra bile o turneyi düşünüyorum, çünkü kariyerimin en eğitici günleriydi o günler. O altı hafta içinde o güne kadar yaptığımız tüm turnelerde öğrendiklerimden daha fazla şey öğrendim. Mesela büyük bir prodüksiyon takımının nasıl çalıştığını ve turneye çıkmanın nasıl kolaylıkla bir drama dönüşebileceğini. Hiç bir zaman hiç birşeyden korkan bir insan değildim zaten ama o turne bana seyirciye nasıl sahip olunacağını öğretti."
Satyr, birlikte Eibon adında bir yan projeleri olan Anselmo dahil olmak üzere çok az sayıda metal starına saygı duyduğunu söylüyor. Diğerleri arasında Metallica'nın da adı geçiyor. Metallica konusu da Satyr'a grubunun milyonlarca albüm sattığı takdirde hayranları tarafından piyasa olmakla suçlanıp suçlanıp suçlanmayacağı konusunda ne düşündüğünü sorduğumuzda açılıyor. "Some Kind Of Monster'ı gören pek çok insan gülerek 'bakın, terapistleri varmış, dave mustaine`de ağlıyor' dedi ama unuttukları şu ki Metallica'nın yaşantılarını sürdürmek için turneye çıkmalarına ve albüm yapmalarına gerek yok. Hayatlarının sonuna kadar harcayabilecekleri, hatta torunlarına yetebilecek kadar paraları var zaten. O zaman neden yaptılar? Büyük bir ihtimalle Metallica adlı oluşuma ve müziğe olan sevgilerinden. Onlara 'bu grup dağılmak üzere, tekrar komünikasyon kurabilmemiz için birşeyler yapmamız lazım' dediklerinden dolayı saygı duyuyorum. Hala Metallica diye bir grup olması için ellerinden geleni yaptılar bence. Bunları Lars'a da söyledim zaten"
Satyr ciddi bakan mavi gözleriyle öne doğru eğiliyor, piyasa olmakla ilgili sorumu yanıtlamaya hazırlanıyor. Yavaşça ve anlaşılır bir şekilde bir şekilde "Ne yaparsak yapalım, odak noktamızın hep Black metale olan sevgimiz olacağını sanıyorum. Yüzbinlerce albüm satsakta satmasakta, ufukta bize hep yol gösteren bir ışık olacak bence."
Posted at 04:04 am by paladine
Permalink
Tuesday, September 12, 2006
Lullacry - Sweet Desire [1999]
Lullacry - Be My God [2001]
Lullacry - Crucify My Heart [2003]
Lullacry - Fire Within [EP] [2004]
Lullacry - Vol. 4 [2005]
Ülke : Finlandiya Tür : Gothic Firma : Spinefarm Records Resmi Sitesi: http://www.lullacry.com/ Elemanlar : Vokal: Tanja Lainio Gitar: Sami Vauhkonen Gitar: Sauli Kivilahti Bas Gitar: Heavy Bateri: Jukka Outinen
Grup Hakkında
Finliler bu işi biliyor. Gothic – Heavy sound'a sahip Lullacry da Finlandiya'dan çıkan başka bir grup. Biraz geçmişlerine bakalım şimdi...
Daha önce Coarse adı altında Downwards isimli bir albüm çıkartan grup elemanları, vakti zamanında Suomi Finland Perkele toplama cd'sinde kendine yer bulmuştu. Daha sonra kadrodaki değişiklikler ile bir değişim geçiren grup, vokal arayışlarına aralarına kadın vokal Tanja'yı alarak noktayı koydu.
1998 yılının sonlarına doğru bir demo çıkartan grup (Weeper's Aeon), takip eden yıl içerisinde promosyon amaçlı 2 cd'ye imza attı (Sweet Desire ve Alone).
90'ların sonu Lullacry için çok iyi geçiyordu. Gitarda kurucu üyeler Sami Vauhkonen ve Sauli Kivilahti, vokalde Tanja, yeni baterist Jukka Outinen ve bas gitarda Heavy ile The Gathering'in altında performans sergileyen grup, piyasada kendisinden söz ettirmeye başladı. Özellikle Tuska Metal Festivali ve Nummirock Festival'indeki canlı performansları, izleyenlerin ağzını açık bıraktı diyebilirim. Verdikleri konserler ile isimlerini daha geniş kitlelere yayma imkanı bulan grup için, metal piyasasından gelecek eleştiriler daha önemliydi ve başta Finlandiya'lı müzik dergileri olmak üzere, piyasa takipçileri tarafından tam notla değerlendirildiler.
Bu konserlerden sonra Lullacry yerinde bir tercih ile akustik bazı performanslar sergiledi. Burada da olumlu eleştirler alan grup üyeleri, artık zamanıdır diyerek ilk albümün kayıtları için stüdyoya girdi. For Heart, Trust and Respect Studios firmasında kaydını gerçekleştirdikleri ilk albümleri olan Sweet Desire'ın tamamlanması 1999 yılının sonlarına doğru oldu. Albüme de ismini veren parça, çok satan Spinefarm Records firmasının toplama albümünde kendine yer buldu (Millenniumliitto).
Tarih 2000'i gösterdiğinde ise birçok Fin tv kanalında boy göstermeye başladılar. Bu popülaritelerini daha fazla arttırdı. Ulusal birçok radyo istasyonunda ve dergilerde de kendilerine yer buldular.
2000 yılının sonuna doğru Spinefarm Records firması ile bir anlaşma imzalayan Lullacry, yeni şirketinin adı altında ilk albümünü de aynı yıl içerisinde yayınladı: Be My God. 11 şarkıdan oluşan bu albüm için eleştirmenlerin de katıldığı şu yorumu yapmak pek mümkün: Kendini fark ettiren şarkı sözleri (HIM, Sentenced tarzında), Fin kokan modern, yenilikçi ve gothic etkileşimli bir heavy rock. Bu tanımdan yola çıkarak elbette Lullacry'ı aynı çizgiden ilerleyen gruplara bir alternatif olarak algılamamak lazım. Ozellikle Tanja'nın eşsiz vokali ile süslenmiş parçalardaki özgünlüğü ve atmosferi ilk dinleyişte yakalayabiliyor insan.
Emotional Rock severlerde büyük etki yaratabilecek bir sound'a sahip Lullacry. Özellikle Be My God, çok başarılı bir albüm.
Albümün tamamlanmasından sonra gruptan ayrılan Tanja'nın yerini yeni bir Tanja ile dolduran Lullacry'ın yeni vokalisti kendisini 'grubun gelişiminde ve atacağı adımlarda tamamlayıcı güç' olarak görüyor. Daha önceki tecrübeleri de zaten bunu kanıtlar nitelikte. Başta Lullacry hayranları olmak üzere, bekleyip göreceğiz.
Posted at 01:35 pm by paladine
Permalink
1992 - Utopia (Demo) 1995 - Nevermore 1996 - In Memory (Ep) 1996 - Politics Of Ecstasy 1999 - Dreaming Neon Black 2000 - Dead Heart In A Dead World 2000 - Believe In Nothing (Single) 2003 - Enemies Of Reality 2005 - This Godless Endeavor
password : bunalti.com

90'ların başlarında Seattle'da grunge akımı hızla yayılırken metalin de pabucu bir nevi dama atılıyordu. Bu sıralarda vokalist Warrel Dane, gitarist Jeff Loomis ve bas gitarist Kim Sheppard yeni kurdukları gruplarında geleneksel metal soundunu yaratıcı bir vizyonda sürdürmeyi seçtiler ve böylece Nevermore 1991 yılında kurulmuş oldu.
1992 yılında bir demo çıkaran grup için esas çalışmalar 1994 yılında, baterist Van Williams gruba katıldığında başladı. Ve kısa sürede prodüktör Neil Kernon'un dikkatini çekmeyi başarıp çıkış albümleri için anlaştılar. Century Media Records etiketiyle 1995 yılında çıkan kendi isimlerini verdikleri ilk albümleri, şirketin sağladığı olanaklar (Avrupa'da Blind Guardian, Amerika'da Death ile turneler vs.) ile birleşince Nevermore henüz ilk albümle adını duyurmayı başardı. Bu çıkışı iyi değerlendirmek isteyen grup bir sene sonra önce "In Memory" EP'sini, ardından da ikinci albümleri olan "The Politics Of Ecstasy"yi hazırladı. Bu albümle beraber grup, kusursuz tekniğiyle ve politik/felsefi lirikleriyle erişilemez bir tarza sahip olduğunu da kanutlamış oldu. Bu arada albüm sonrası gitarist Pat O'Brien Cannnibal Corpse'a geçip grubu terketti ve yeni gitarist olarak Forbidden grubunun üyesi Tim Calvert kadroya eklendi. Bu değişikle beraber Nevermore, 1999 yılında başyapıtları olan "Dreaming Neon Black" albümünü çıkardı. Artık resmen zirveye oturan grup aynı sene Iced Earth, Mercyful Fate, Arch Enemy gibi gruplarla Amerika'yı, Avrupa'yı, Avustralya'yı köşe bucak gezdi. Onlarca konser verip hayranlarının sayısını daha da arttırdı.
Grubun dinmek bilmeyen yoğun temposuna dayanamayan Tim Calvert 2000 yılında kadrodan ayrıldıktan sonra Nevermore dört kişi olarak yoluna devam etme kararı aldı ve dördüncü albüm olan "Dead Heart In A Dead World" piyasaya çıktı. 2000 senesi, grup için sadece kadro değil prodüksiyon olarak ta değişiklik getirmişti. Yeni prodüktörleri Andy Sheap (Machine Head, Testament) oldu ve grup çok geçmeden doğru kararı verdiklerini açıkladı.
Nevermore'un çıkardığı son albüm olan "Enemies of Reality" (2003) ise grubu hala zirvede tutmaya yardım etti. Yine Century Media Records etiketiyle çıkan albüm sonrası grup pek çok festivale, turneye katıldı ve albümü adeta duymayan, bilmeyen kalmadı. Bu arada gruba son iki senedir turnelerde eşlik eden Steve Smyth 2004 yılında kadroya resmen dahil oldu. Nevermore tekrar 5 kişiye yükseldi..
Şimdiyse herkes grubun hazırlamakta olduğu son albümü sabırsızlıkla bekliyor.
Posted at 02:38 am by paladine
Permalink
Saint Vitus – Saint Vitus [1984]
Saint Vitus - Hallow's Victim [1985]
1985 - Hallow’s Victim
Saint Vitus - Born Too Late [1986]
Saint Vitus - Mournful Cries [1988]
Saint Vitus – V [1989]
1990 - V
Saint Vitus - Heavier Than Thou [1991]
Saint Vitus - C.O.D [1992]
1993 - C.o.d. (children Of Doom)
Saint Vitus - Die Healing [1995]
U.S.A.'de 1979-1995 yılları arasında faaliyet göstermiş bir doom metal grubu. doom metalin öncülerinden olarak gösterilirler.
Posted at 02:35 am by paladine
Permalink
Shallow The Sun Discography
Shallow The Sun - Morning Never Came [2003]
Shallow The Sun - Ghosts of Loss [2005]
Swallow The Sun - Hope [2007]
2007 - Hope
Finlandiya’nın doom metaldeki önemli ismi Swallow The Sun gitarist Juha Raivio’nun çevresindeki müzisyen arkadaşlarını toplaması sonucu 2000 yılında kuruldu.
İlk kayıtları 3. senelerinin henüz başında 2003 ocak ayında "Out of This Gloomy Light" ismiyle yayınlandı. Bu demo grubun Firebox Records ile anlaşma yapmasını sağladı. İlk albümleri bu sayede 2003 kasım ayında "The Morning Never Came" adıyla yayınlandı. Oldukça kaliteli bir kaydı olan albüm onların metal dünyasında tanınmalarına ve adlarının Saturnus, My Dying Bride gib gruplarla birlikte sayılmasına yetecek kadar başarılıydı. Inferno Magazine tarafından en iyi grup seçildiler ve Kerrang ise debut albümlerine tam puan verdi.
Swallow The Sun albüm sonrası Finlandiya içinde ve dışında konserlere ve festivallere katılırken bir yandan ikinci albümlerine hazırlanıyordu. Bir seneden biraz daha uzun bir süre sonra grup ikinci albümleri "Ghosts of Loss"’u çıkardı. Forgive Her… şarkıları Finlandiya müzik listelerinde 4. sıraya erişti ve 6 hafta boyunca yerine korudu ve albüm çok olumlu eleştiriler alarak grubun müzikteki yerini sağlamlaştırdı.
Gene turlardan sonra grup 3. albümleri için Helsinki yakınlarındaki bir adadaki stüdyolarına kapandılar. Dünya çapına dağıtımı Spnefarm Records tarafından yapılacak olan albüm 7 Şubat 2007’de yayınlanacak. Ayrıca albümde iki tane konuk vokalist yer alıyor have Jonas Renkse (Katatonia) ve Tomi Joutsen (Amorphis).
Posted at 02:11 am by paladine
Permalink
Dark Funeral - Dark Funeral[1994]
Dark Funeral - The Secrets of the Black Arts[1996]
Dark Funeral - Vobiscum Satanas[1998]
Dark Funeral - Teach Children to Worship Satan [2000]
Dark Funeral - Diabolis Interium [2001]
Dark Funeral - Attera Totus Sanctus[2005]
Elemanlar : Vokal, Bas gitar: Masse Broberg [Emperor Magus Caligula] Gitar: Lord Ahriman Gitar: Bo Karlsson [Chaq Mol] Bateri: Matte Modin
Albümler
1994 - Dark funeral 1996 - The Secrets Of The Black Arts 1998 - Vobiscum Satanas 2000 - Teach Children To Worship Satan 2000 - In The Sign... 2001 - Diabolis Interium 2002 - Twice 2004 - Devil Pigs 2004 - De Profundis Clamavi Ad Te Domine 2005 - Attero Totus Sanctus
Grup Hakkında
1993
Dark Funeral olarak bildiğimiz bu savaş makinesi Lord Ahriman ve Blackmoon (David Parland) tarafından kurulduğunda tarih 1993'tü.. Draugen ve Themgoroth gruba daha sonra katıldılar..
1994
Grubun kendi adını taşıyan, finansmanını kendisi üstlendiği efsanevi mini-cd, Ocak ayında Dan Swanö'nün Uni-Sound stüdyosunda kaydedildi.. 4 Mayıs'ta, dünya hiçbir şeyden habersiz öylece yaşamaya devam ederken, mini-cd piyasaya çıktı.. Grup ilk canlı performansını Oslo'da bulunan Luse Lottes adlı klüpte gerçekleşitirirken kayıttan hemen sonra Draugen gruptan ayrıldı ve yerine Equimanthorn geldi..
1995
Grup, No Fashion Records ile anlaşma imzalarken bunun büyük bir hata olduğunu bilmiyordu tabi. Çıkış albümü, "The Secrets Of The Black Arts" hazırlıkları tamamlandıktan sonra albümü kaydetmek için tekrar Uni-Sound stüdyosuna giden grup, daha sonra buradan vazgeçip Abyss Studio'ya yerleşip albümü tekrar kaydetti. Stüdyodaki çalışmalar sırasında "When Angels Forever Die" şarkısı kaydedildi ve albüme eklendi. Grup, Peter Tagtgren'in prodüktörlüğü ile aradığını bulmuştu. Grup kısa süre sonra Berlin'de gerçekleştirilen Under The Black Sun festivaliyle ilk festival konserini de vermiş oldu. "The Secrets Of The Black Arts" şarkısına bir de video çeken grup, kaseti dünyadaki tüm müzik kanallarına yolladı..
1996
28 Ocak'ta grubun ilk albümü "The Secrets Of The Black Arts" Metal Blade etiketiyle piyasaya çıktı. Kadroda bir takım sallantılar yaşayan Dark Funeral'de, vokalist Themgoroth ve baterist Equimanthorn'un yanı sıra grubun kurucu üyelerinden Blackmoon'un da ayrılması grubu çaresiz bir durumda gösterse de kısa sürede kadro tekrar tamamlandı.. Baterist Alzazmon, gitarist Typhos ve Emperor Magus Caligula'nın gruba katılmasıyla grup ayağa kalktı..Necromas ile beraber "Satanic War Tour I"i gerçekleştiren grup, aynı sene içerisinde bir de Bathory'e saygı albümünde "Call From The Grave" ve "Equimanthorn" şarkılarını tekrar yorumladılar..
1997
Satanic War Tour'un ikinci ayağı Ancient ve Bal Sagoth'un desteğiyle tamamlandı.. Bunun yanı sıra Dark Funeral, Amerika'daki ilk konserini de Chicago'da gerçekleştirilen Expo If The Extreme festivalinde gerçekleştirdi. Dark Funeral, Amerikan seyircisini adeta dumura uğratmıştı.. Kazığa geçirilmiş domuz kafaları, ters haçlar ile dekore edilen sahneyle zaten seyircinin ilgisini tavana vurdurmuş olan Dark Funeral, şovun finalinde Emperor Magus Caligula'nın ateş şovuyla kalabalığı mest ediyordu..Grup satanik turnelerine devam ediyor "The American Satanic Crusade Tour"u Usurper ile gerçekleştiriyordu. Aslında turdaki diğer gruplar Acheron ve Destroyer 666 idi fakat yaşanan bir çok aksilik sonucu iki grup da katılamadı.. Dark Funeral; Eylül ayında, "Vobiscum Satanas"ı kaydetmek için tekrar Abyss Studio'nun yolunu tuttu. Ahriman/Caligula ortaklığıyla inanılmaz sürati ve vahşiliğiyle dehşete düşüren bir albüme imza atan Dark Funeral, Marduk'la beraber İsveç black metalini dimdik ayakta tutuyordu..
1998
Enthroned ve Liar Of Golgotha ile çıkılan The Ineffable Kings Of Darkness turunda, gruba bas gitarist olarak Dominion eşlik ediyordu. İkinci büyük festivali Swedish Hultsfreds'in ardından Thyphos gruptan kovuldu ve Dominion'un (ki kendisi gitaristtir aslen) ikinci gitarist olarak gruba dahil olmasıyla Caligula sadece vokalist olarak devam etti..
1999
Grup yine yollara düşüyor ve "Black Plague Across The West" mini-turunda, California'da sahneye çıkmadan hemen önce Meksika'yı dağıtıyordu.. Amerika dönüşü grup tarihinin en başarılı Avrupa turnesi, Dimmu Borgir'la beraber çıkılan "The Satanic Inquistion" oluyordu..
2000
Dark Funeral, yine Abyss stüdyosunda, mühendis Tommy Tagtgren'le beraber "Teach The Children To Worship Satan" adlı EP'yi hazırladı.. Hatta grup, "An Apprentice Of Satan" adlı şarkıya bir de video çekti.. Hayatını yollarda geçiren grup Dark Funeral, tekrar yollara düştü ve bu sefer Deicide, Immortal ve Cannibal Corpse ile No Mercy festivaline katıldı.. Gaahnfaust'un gruptan ayrılmasının ardından yerine Matte Modin gruba daimi eleman olarak dahil oldu ve seyirci karşısına ilk kez With Full Force festivalinde çıktı.. Matte'nin gruba dahil olmasıyla grup daha da sıkılaşmıştı.. Wacken Open Air, grubun en büyük konserlerinden biri olurken, Kanada/Amerika turnesi de grup tarihindeki en başarılı turlardan biri oluyordu.. Bu sırada Lord Ahriman, Acheron, Incantation ve The Electric Hellfire Club üyeleriyle çalışmalarını sürdürürken Dominion ve Caligula da Dominion Caligula adını verdikleri yan projeleri üzerinde çalışıyordu. Grubun ilk EP'sine olan yoğun talep üzerine, EP makyajlandı ve tekrar piyasaya sürüldü.. Yeni kapağı, daha önce yayınlanmamış resimleri ile grup hayranlarına büyük jest yapıyordu.
2001
Ocak/Şubat aylarında tekrar Abyss'e kapanan Dark Funeral, üçüncü albümünün kayıtlarına başladı. Yine Peter Tagtgren imzası taşıyan "Diabolis Interium", Dark Funeral için bir başyapıt olmasının yanı sıra black metal için de bir dönüm noktasıydı.. Alışılmış çok süratli şarkıların yanı sıra Dark Funeral, "Goddess Of Sodomy", "An Apprentice Of Satan" gibi şarkılarla tempoyu düşürüyordu. "Diabolis Interium" sadece black metal fanatiklerinin değil, metal dinleyen herkesin arşivinde olması gereken bir albümdü.. "Diabolis Interium"un son derece olumlu tepkiler alması, grubu bir takım önlemler almaya itti ve grup, Rusya, Bulgaristan, Japonya, Tayland vb. gibi bir çok ülkeden firmalarla dağıtım anlaşması imzaladı.. "Diabolis Interium" raflardaki yerini alır almaz Dark Funeral alışıldığı üzere yine yollara düştü. Tidfall, Anorexia Nervosa ve Ragnarok ile beraber çıkılan Avrupa turnesinin kadrosunda bas gitarist olarak Hypocrisy'den Mikael Hedlund vardı. Turneden sonra kendi grubuna dönen Hedlund'un yerine Richard Cabeza geçici olarak gruba dahil oldu..
2002
Ekim ayında Dark Funeral, Japonya, Tayvan ve Singapur'u kapsayan ilk Uzakdoğu turnesine çıktı. Her ne kadar seyirci Dark Funeral'in bu karanlık ve muhteşem müziğini pek anlamış görünmüyorsa da grubu oldukça sıcak karşıladılar.. Asya turnesinin ardından gitarist Dominion gruba tam faydalı olamadığını söyleyerek, grup arkadaşlarından pozisyonunun tekrar değerlendirilmesini istedi.. Sürekli yollarda olmayı kaldıramamasının yanı sıra, müzikte başka mecralara akmak istiyordu.. Dominion gruptan ayrılsa da ilişkileri her zaman iyi oldu ve grubun kapısı Dominion'a her zaman açıktı..
2003
Asya turunun ardında grup, yeni gitarist için seçmelere başladı. Oldukça uzun bir metal geçmişi olan Chaq Mol gurubun yeni gitaristiydi.. Chaq Mol'un aynı zamanda "Mordichrist" adında iki kişilik Doom/Black projesi de vardı.. Chaq Mol, Dark Funeral seyircisiyle ilk kez Wacken'da tanıştı.. Wacken'da gerçekleştirilen başarılı performans sonrası grup, Brezilya, Şili ve Kolombiya'yı kapsayan bir Güney Amerika turuna çıkarken, en başarılı turlardan biri oldu.. Tur sırasında birkaç konseri kaydeden grup bir konser albümü çıkarmak için hazırlıklara başladı ve sonucunda "De Profundis Clamavi Ad Te Domine" doğmuş oldu..
2004
Dark Funeral, yıla No Fashion Records'la olan sözleşmesini feshederek başladı.. Regain Records ile anlaşma imzaladıktan sonra bu muhteşem konser albümü bu firmadan çıktı.. Ocak ayında, Goatwhore ve Zyklon ile çıkılan tur sonrası tekrar Meksika günleri başladı.. Aralarında Piorno rock, Tuksa, X-Mass gibi bir çok festivalde konserler veren Dark Funeral, yılı İsrail, Rusya ve Ukrayna konserleriyle kapatıyordu..
2005
Dark Funeral 20 Ocak'ta Regain Records ile sözleşme yenilerken yeni albümün hazırlıklarına başlamıştı bile.. Lakin grup kendini yollardan alamıyordu bir türlü.. Six Feet Under, Nile, Dying Fetus gibi gruplarla çıktığı No Mercy turundan hemen önce Polonya'daki Metal Mind Festival'e de iştirak etti..
Grup, 23 Mayıs'ta nihayet stüdyoya girebildi. Dug Out Studios'ta prodüktör Daniel Bergstrand ve Örjan Örnkloo ile çalışan Dark Funeral, uzun süredir beklenen albümünü kaydetmeye başlamıştı. Dark Funeral'in dördüncü stüdyo albümü, aynı zamanda grubun da en istekli yaptığı albüm oldu.. Meshuggah'ın eski bas gitaristi Gustaf Hielm'den yardım isteyen Dark Funeral 18 Ağustos'ta, başyapıt, "Attera Totus Sanctus"u tamamlamış oldu.. Vahşi, öfkeli ve şeytani!
Posted at 01:46 am by paladine
Permalink
Machine Head - Burn My Eyes [1994]
Machine Head - The More Things Change... [1997]
Machine Head - The Burning Red [1999]
Machine Head - Supercharger [2001]
Machine Head - Through the Ashes of Empires [2004]
Machine Head - The Blackening[2007]

Machine Head 1993 yılında Adam Duce ve Robb Flynn tarafından kurulmuş Amerikalı groove metal müzik grubudur.1994 yılında Burn My Eyes albümüyle adlarını duyuran grup, şarkı sözlerindeki nefret ile tanınmaktadır.
1997 yılında The More Things Change adlı ikinci albümlerini çıkaran grup ilk albümdeki başarısına ulaşamamıştır.1999 yılında gitara Ahrue Luster gelmesiyle grup Burnig Red albümünü çıkarmıştır. Bu albümde rap vokallerini kullanan grup nu metal tarzına kayma yapmıştır.
2001 yılında Supercharger albümünü çıkaran grup, en az satışını bu albümle yapmıştır. (250bin)2002 yılında Hellalive adlı canlı performans albümü yayınlayan grup, 2004 yılında ise eski Machine Head tadındaki Through The Ashes Of Empire albümünü yayınladı.
2007 yılındaki çıkardıkları The Blackening albümündeki Aesthetics Of Hate şarkısı ile grammy ödülüne aday olmuştur. Bu şarkı Pantera’nın cinateye kurban giden gitaristi Dimebag Darrell için yazılmıştır. Grup üyeleriRobb Flynn, Adam Duce, Dave McClain, Phil Demmel
Posted at 01:43 am by paladine
Permalink
|
 |
|
|
 |
|