 |
Thursday, March 01, 2007
Amorphis - The Karelian Isthmus [1992]
Amorphis - Tales From The Thousand Lakes [1994]
Amorphis - Am Universum [2001]
Amorphis - Far From The Sun [2003]
Amorphis - Eclipse [2006]
Amorphis - Silent Waters (2007)
http://rapidshare.com/files/38651447/Amorphis_-_Silent_Waters__2007_.rar
Passwords : bunalti.com
Amorphis ismini "belirli bir şekli olmayan" anlamına gelen Aamorphous'tan alıyor. Finlandiya'nın en yaratıcı, en çok takdir gören grubu, ve kesinlikle 13 yıldır çok başarılı işlere imza atıyorlar.Şarkılarını '70'lerin progressive rock gruplarının daha modern hali gibi sunuşları var.Amorphis şarkılarında harita edilmemiş şehirlere uçmaktan ve geçmişe dönmekten korkmuyor.Grup her zaman günün trendinden uzak durmuş, ve heryerde bulunan cinsten, yani aynı gitar ritmlerini aynı vokali kullanan gruplardan, kısacası taklitçilerden uzak durup nadir bulunur bir grup olduğunu her zaman belli etmiştir. Grup, gitarist Esa Holopainen ve davulcu Jan Rechberger ikilisi tarafından kuruldu. İkili çok kısa bir sürede vokalist/gitarist Tomi Koivusaari ve basist Olli-Pekka Laine'yi gruba dahil etti, ve Amorphis ilk ve tek demosu olan "Disment Of Soul"u 1991 yılının ortalarında kaydetti.Bu demo daha tazeliğini korurken grup Relapse Records ile multi-album anlaşması yaptı ve çok kısa bir zamanda 6 şarkı için kayıtlara girdi, ve 7" ep'si piyasaya sürüldü.
Amorphis adeta merdivenleri tek tek çıkarak işini sağlam yapıyordu.Bu iki çalışmanın ardından (demo ve 7") ilk albümleri The Karelian Isthmus'u kaydedip bizlere sundular. The Karelian Ishtmus" eski bir Fin savaş alanının ismiydi. Görkemli ve dokunaklı atmosferik death metal ve doom riflerinin bütünleşmesiyle, ıstırap ve acı kusan bir vokal ve başka dünyalardan gelmiş klavyenin tınıları ve grupça maceraperest bir ruh Amorphis'in tanımı olarak sizlere sunulabilir. Grup yeni albüm kayıtlarına başlamadan önce Relapse Records grubun demo'sunu Privilege Of Evil ismi altında tekrar piyasaya sunma kararı aldı (1993)
1994'te Amorphis büyük bir cesaretle, tarzına etnik Fin müzikal öğelerini de katmaya başladı ve müzik yapısını oldukça zenginleştirdi.Grup bir defa daha Sunlight Stüdyolarına girdi ve 1994'ün başyapıtlarından biri olan Tales From The Thousand Lakes'i bizlerle paylaştı. "Ulusal Fin Şiir Kitabı"ından anonim şiirler kullanmaya başlayan grup, heavy metal, doom, death ve 70'lerin progressive'ini bir potada eriterek eşsiz işler yapmaya başladı.
Amorphis birkaç defa Avrupa Kıtası'nı turladı ve 94'ün sonlarında ömürlerinde ilk defa Amerika Kıta'sının sahillerine doğru uzandılar. Klavyecinin sorumsuzlukları yüzünden grup eleman değişikliği yaşamak zorunda kaldı ve Kim Rantala gruba yeni klavyeci olarak dahil edildi.1995'te Black Winter Day Ep'sinin dağıtıma geçilmesiyle grup yeni albüm öncesi kısa bir dinlenme dönemine girdi.
1996'da grup umulanın da ötesinde bir çalışmaya imza atıp Elegy albümünü çıkardı. Albümdeki 11 şarkıda çok farklı gitar tonları kullanıldı. Bunun yanı sıra gruba yeni katılan clean vokalist Pasi Koskinen de dikkati çekti.Aynı zamanda yeni davulcu Pekka Kasari'nin performansı etkileyici olup, grubu da 6 kişiye tamamlamış oldu. Gösterişli albüm kapağında eski Fin sembolleri birleşimi kullanıldı. Elegy albümünde yine Fin edebiyatından lirikler kullanıldı ya da ilham alındı. The
Kanteletar, 700 şiirden ve baladtan oluşan ve Fin geleneklerini tamamen yansıtan bir kitaptı.Şiirleri ağızdan ağıza nesillerce aktarılmıştı.Bazı şiirlerin binlerce yıllık olduğu rivayeti de dilden dile dolaşıyor. The Kanteletar, günlük olayları ele alıyor. Fin insanının filozofikal ve dinsel inançlarını...
1997'nin tamamı geneli Almanya ve Finlandiya'yı içeren turnelerle geçti.Ardından hemen hemen bir sene boyunca Amorphis sessizliğe gömüldü. 1998'in ikinci yarısında grup yeni albüm için yeni prodüktörleri Simon Effemy ile beraber stüdyoya gireceğini duyurdu. Klavyeci Kim Rantal'ın gruptan ayrılma kararının ardından stüdyo çalışmaları öncesi gruba yeni bir klavyeci dahil oldu. Yeni klavyeci Santeri Kallio daha önceleri bir başka Finli grup Kyyria'da çalıyordu. Yeni albümün ismi Tuonela'ydı; Tuonela mitolojide, ölülerin krallığı anlamına geliyor.Yeni albüm bir önceki çalışma olan Elegy'le örtüşen bir çalışmaydı ve Mart '99'da piyasaya sürüldü.
2001 yılında Am Universum albümünü çıkaran grup, Finlandiya'nın tüm müzik türleri arasında yapılan sıralamada, 4.'lüğe kadar yükseldi. Ayrıca bu albümden çıkan singleları Alone, ülkeyi tanıtan en iyi şarkı seçildi.Ayrıca Am Universum albümü ardından Amorhpis, Opeth ile Amerika kıtasını turladı.Bundan sonraki zamanda grup bazı Fin filmlerine soundtrack yaptı.2003 senesinde grup EMI Records ile anlaştı.Bu anlaşmanın ilk meyvesi, yeni albüm Far From The Sun'dan ilk single Day Of Your Beliefs olacaktı. Vokalist Pasi Koskinen'in grupla son canlı performansı 21 Ağustos'ta Kontu Rock Fesival'de oldu. Bu ayrılık ben dahil bütün hayranları şok etmişti.
2005'in ocak ayında gruba eski Evergreen vokalisti Tomi Joutsen katıldı. Son olarak grup kısa bir süre önce, 20.Nisan.2005'te daha önceleri çalıştığı müzik şirketi Nuclear Blast ile tekrar anlaştı. Genel olarak Amorphis doom sevenlerin yakından tanıdığı fakat edebi yönden ayrıntılarını fazlaca bilmediği, gizemli bir grup olarak kalmıştır. Ben bu çeviriyi yapana kadar benim için de böyleydi.
Her ne kadar geçmişe göre sertliklerinden taviz verselerde değişimi doğru yönde yaptıklarına inandığım bir grup. Albümlerdeki farklılığın bokunu çıkarmadan bu işi başarmak zor bir iştir Fakat Amorphis bunu başarıyla idame ettirmiştir. Tek korkum yeni gelen vokalist Joutsen'in dengeleri alt-üst etmesi, fakat bir yandan da Amorphis seçmişse bir bildiği vardır demeden de kendimi alamıyorum.Sadece doom sevenlerin değil bütün melodik müzik aşıklarının rahatça dinleyebileceği bir grup Amorphis
Albümleri: 1992, The Karelian Isthmus 1993, Privilege Of Evil [EP] 1994, Tales From The Thousand Lakes 1995, Black Winter Day [EP] 1996, Elegy 1997, My Kantele [EP] 1998, Tuonela 2001, Am Universum 2003, Far From The Sun
Vocals: Tomi Joutsen Guitars: Tomi Koivusaari Guitars: Esa Holopainen Bass: Niclas Etelavuori Drums: Jan Rechberger Keyboards: Santeri Kallio
Posted at 11:57 pm by paladine
Permalink
Friday, February 23, 2007
Candlemass - Epicus Doomicus Metallicus [1986]
http://secured.in/download-1127085-7d3a173b.html
Candlemass - Nightfall [1987]
Candlemass - Ancient Dreams [1988]
Candlemass - Tales Of Creation [1989]
Candlemass - From the 13th Sun [1999]
Candlemass - Candlemass [2005]
Candlemass - King of the Grey Islands [2007]
http://secured.in/download-1127093-942cc29b.html passwords : bunalti.com
Doom Metal'in belki de yaratıcıları diyebiliriz onlar için..1986 yılında çıkardıkları "Epicus Doomicus Metallicus" adlı albümle hem bugün Doom Metal dediğimiz müziğe isim babası olmuş hem de o zamandan bugüne başarılı bir şekilde gelmiş İsveçli bir grup.. Birçok kaynakta Heavy Metal diye tanımlansalar da yaptıkları müzik saf Doom Metaldir. Grup hakkında konuşmadan önce isminden bahsetmek istiyorum. "Candlemas" isimli Hristiyanlar'ın dini bir gününden almakta grup adını. Candlemas; İsa'nın doğumundan kırk gün sonraki gün yani iki Şubatta kutlanır, aynı zamanda Meryem'in arınmasını sembolize eder. Grup da zaten dini öğeleri barındırır çalışmalarında. Konserlerinde hac figürleri görmek mümkündür. Müzikal anlamda yorumlamak gerekirse, ilk etkileşimleri Black Sabbath'tan olmuştur. Zamanla kendi tarzlarını yaratıp ilerlediler.Grubun kurucusu; Leif Edling kendi grubu Nemesis'ten ayrıldıktan sonra Candlemass'ın temellerini attı ve grup 1986'da ilk albümleri ve Doom Metal dünyasında hala daha bir köşe taşı olma özelliğini koruyan "Epicus Doomicus Metallicus" u piyasaya sürdü. Bu albümü 1987'de "Nightfall" takip etti,ve grup bu tarihten sonra üyelerinde bir değişiklik yaşadı; "Messiah Marcolin" ki Candlemass deyince akla gelen ilk isimdir , Lars Johansson ve Jan Lindh gruba katıldılar ve bu kadrodan oluşan Candlemass , grubun müzik hayatının en başarılı dönemi olarak kabul edilir. İlerleyen yıllarda "Ancient Dreams" (1988) ve "Tales Of Creation" (1989) ı çıkardılar ve 1990'da ise bir konser albümü yayınladılar, ve bu tarihten sonra çıkan bir anlaşmazlık yüzünden Messiah Marcolin gruptan ayrıldı.Marcolin'in gruptan ayrılmasından sonra Tomas Vikström vokal yapmaya başladı ve 1992'de "Chapter VI" isimli albümleri piyasaya çıktı fakat bu diğerleri gibi başarı getiremedi ve grup dağılma kararı aldı.İlerleyen birkaç yılda Leif Edling grubu tekrar ortaya çıkarmaya çalıştı ve"Dactylis Glomerata" albümleri piyasaya çıktı ve bunu takip eden birkaç sene içinde de Black Sabbath ilhamıyla "From The 13th Sun" dinleyicilere sunuldu.Uzun süren aradan sonra grup üyeleri tekrar birleşmeye karar verdiler ve eski çalışmalarından toplamalar yaptılar, pek çok başarıl sahne şovlarına imza attılar,konser DVD'leri yayınladılar ve çok da şaşırtmayan bir sonuçla tekrar dağıldılar,bu sırada Leif Edling yeni projelerle müzik yaşamına devam etti. Bu ayrılık fazla uzun sürmedi ve 2004'te tekrar bir araya gelen grup 2005'te son albümleri "Candlemass" ı piyasaya sundular. Ve bu albümle 2005 albümleri içinde Top 20ye girmeyi başardılar,gene aynı yıl İsveç Grammy Ödülüne layık görüldüler. Bu yeni birleşmeden sonra pek çok konserler veren hatta ülkemize de gelen grup maalesef gene dağılma tehlikesi ile gündemde. Messaih Marcolin gruptan hiç dönmemek üzere ayrıldığını açıkladı gene şaşkınlığa uğrattılar hayranlarını.Messaih Marcolin'in ayrılığıyla ilgili pek çok şey söylenmekte kimisi yeni grubuna ağırlık vermek istiyor derken kimisi yeni şarkılarda anlaşmazlık yaşadıklarını söylüyor.Umarız bu ayrılık da diğerleri gibi olur ve Candlemass gene Candlemass olur.
Posted at 10:52 pm by paladine
Permalink
Of the Wand and the Moon Discography
Of the Wand and the Moon - Nighttime Nightrhymes [1999]
Of the Wand and the Moon - Midnight Will[2000]
Of the Wand and the Moon - Emptiness Emptiness Emptiness[2001]
Of the Wand and the Moon - Lucifer[2003]
http://rapidshare.com/files/69111948/Lucifer_by_Lemuria.rar Of the Wand and the Moon - Sonnenheim [2005]
http://rapidshare.com/files/69122103/Sonnenheim_by_Lemuria.rar
pass: bunalti.com
Tür : Folk/Neofolk
Grup Saturnus'un eski üyelerinden Kim Larsen'ın projesi…
Posted at 10:11 pm by paladine
Permalink
Posted at 10:09 pm by paladine
Permalink
Shape of Despair Discography
Shape of Despair - Shades of...[2000]
http://rapidshare.com/files/16558846/Shape_Of_Despair_-_Shades_Of.rar.html
Shape of Despair - Angels of Distress[2001]
Shape of Despair - Illusion's Play[2004]
Shape of Despair - Shape of Despair[2005]
Tür / Genre : Funeral Doom
Password : Akhylys
Posted at 10:07 pm by paladine
Permalink
Wednesday, February 21, 2007
Explosions In The Sky Discography
Posted at 04:17 pm by paladine
Permalink
Saturday, February 10, 2007
|

Almanların Heavy/Power Metal efsanesi Grave Digger 1980 yılının Kasım ayında grubun ön adamı olan vokalist Chris Boltendahl, gitarist Peter Masson, basist Willi Lackmann ve baterist Albert Eckardt tarafından kuruldu. 1983 yılında "Rock from Hell" adında bir toplama albümde yer aldılar ve Noise Records etiketiyle yayınladıkları saf Power metal tarzındaki ilk üç albümleri "Heavy Metal Breakdown" (1984), "Witch Hunter" (1985) ve "War Games" (1986) ile iyi bir başarı yakaladılar. Ardından grubun müziği diğer Alman efsanesi Helloween ile kıyaslanan bir yapıya kaydı.
1987 yılında gitarist Peter Masson'un yerine Uwe Lulis geçti ve grubun ismi Digger olarak değiştirildi. Digger adıyla "Stronger than Ever" albümünü yayınladılar. Albüm grubun ilk dönemlerindeki müziğinden hemen hemen hiçbirşey yansıtmıyordu. Grup Bon Jovi, Van Halen gibi Rock gruplarının kitlelerine ulaşma çabası içerisine girmişti. Albüm fiyasko ile sonuçlandı ve grubun fanları tarafından kabul görmedi. Bu durumu takiben ise Chris Boltendahl ayrıldı ve 1987 yılının sonunda grup dağıldı.
Fakat 1991 yılında Grave Digger adıyla yeniden toplandılar. Christ Boltendahl ve Uwe Lulis yanlarına iki değerli müzisyen olan Tomi Göttlich ve Jörg Michael'ı da alarak "The Reaper" (1993) albümüyle geri dönmüşlerdi. işte bu albüm Grave Digger'ın özüne döndüğünün işaretiydi. Bir sene sonra "Best of the Eighties" (1994) isimli grubun ilk dönem kayıtlarından oluşan bir toplama albüm piyasadaydı. Bunu yine aynı sene yayınlanan yeni albüm "Symphony of Death" takip etti. Bu arada Jörg Michael gruptan ayrılmıştı ve Manowar ile çıktıkları Almanya turnesinde davulda geçici olarak Frank Ullrich bulunuyordu.
1995 yılındaki "Heart of Darkness" oldukça karanlık ve Annhilator grubunun ilk dönemlerinin etkilerini taşıyan bir albümdü. 1996 yılında ise Stefan Arnold grubun yeni davulcusu olmuştu. Ve aynı sene "Tunes of War" adlı yeni albümü de işaret ediyordu. bir konsept albümü olan "Tunes of War" konu olarak İskoçya Tarihinin ilk dönemlerini anlatıyordu. "Knights Of The Cross" albümü ise 1997 yılında tamamlandı ve bas gitarda Tomi Göttlich'in yerine Jens Becker yer alıyordu. Albüm tema olarak "Tapınak Şövalyeleri" ni konu alıyordu. 1999 yılında çıkan "Excalibur" albümünde ise Grave Digger Kral Arthur'un efsanesini anlatıyordu. Bu albümü dünya turnesi takip ederken, gruba turne öncesi yeni katılan klavyeci Hans-Peter Katzenburg grubun sürekli üyesi olacaktı.
2000 yılında Grave Digger kuruluşunun 20. yıldönümünü kutluyordu. Bochum'da verilen ve grubun tarihinde önemli bir yere sahip olan konser öncesi grubun uzun süreli üyelerinden Uwe Lulis kişisel problemler sebebiyle ayrıldı ve Grave Digger ismiyle başka bir grup kurmaya kalkıştı. Ama Chris Boltendahl bunu önledi. Rage grubunun gitaristi Manni Schmidt'in katılmasıyla yeni albüm "The Grave Digger" 2001 yılında piyasaya çıktı. Albümde liriklerde Edgar Allan Poe'den etkilenildiği göze çarpıyordu.
İlk konser albümleri "Tunes of Wacken" ise 2002 yılında yayınlandı. Bir yıl sonra bir konsept albümü olan "Rheingold" piyasaya çıktı ve bunu çok başarılı geçen bir turne izledi. Ama 2005 yılındaki "The Last Supper" albümü basındaki bazı kimseler tarafından grubun en iyi albümlerinden biri olarak gösterilse de beklenen ilgiyi görmedi. Albümün çıkmasından 1 ay geçmeden Stormhammer ve Astral Doors grupları ile Andernach kentinde bir turneye çıktılar. 2005 yılının Ekim ayında Last Supper Turu ve Sao Paulo konserinin kaydından oluşan bir DVD piyasaya sürdüler.
Grup Üyeleri;
Chris Boltendahl - Vocals Manni Schmidt - Guitars Jens Becker - Bass Stefan Arnold - Drums Hans Peter "H.P." Katzenburg - Keyboards
Eski Üyeler;
Uwe Lulis - Guitars (1986-2000) Peter Masson - Guitars (1980-1986) Tomi Göttlich - Bass (1991-1997) Martin Gerlitzki - Bass (1983) Willi Lackman - Bass (1983-1984) René "T-Bone" Teichgräber - Bass (1984) C.F. Brank - Bass (1985-1987) Frank Ulrich - Drums (1994-1995) Jörg Michael - Drums (1993-1994) Lutz Schmelzer - Drums (1980) Philip Seibel - Drums (1981-1983) Albert Eckardt - Drums (1983-1987) Peter Breitenbach - Drums (1991-1993) |
Posted at 10:36 pm by paladine
Permalink

2002 - Demo 2002 - Promo 2003 - Riverside 2003 - Loose Heart 2004 - Out of Myself : 1 / 2 2004 - Live In Progresja 2005 - Live At Nearfest : 1 /2 2005 - Voices In My Head (EP) 2005 - Conceiving You 2005 - Second Life Syndrome : 1 / 2 2005 - Sjiwa Barloo Holland : 1 / 2 2007 - Panic Room 2007 - Rapid Eye Movement : 1 / 2
pass / şifre : bunalti.com
Grubun elemanları tanışmadan önce vokalist Mariusz Duda "Xanadu" isimli grupta bass gitar ve klavye çalmakla, Piotr Grudziński "Unnamed" isimli grupta lead gitar çalmakla, Piotr Kozieradzki(Mittloff) "Hate" ve "Domain" gruplarında davul çalmakla ve Jacek Melnicki kendi kayıt stüdyosunda ses mühendisi olarak görev yapmakla meşguldü.
Grudzién ve Mittloff beraber bir grup kurmya karar verdiklerinde çalışmak için en iyi yer Malnicki'nin stüdyosuydu. Bu sırada Jacek'te grupta klavye çalmayı kabul etti ve grubun tek eksiği bir bass gitarist oldu. Mariusz Duda'nın gruba katılmasıyla kadro tamamlanmış oldu. İlk günlerde yaptıkları çalışmalar sürekli olarak enstrümantal olarak devam ediyordu. Ancak bir gün çalışma sırasında Mariusz kendi kendine şarkılara vokal yapmaya başlayıp tüm grubu şaşırttı, böylece grup vokalistinide bulmuş oldu. Bu dönemde grubun adının Riverside olmasına da karar verdiler. Grup daha sık ve düzenli olarak çalışmaya başladı ve esas enerjilerini diğer gruplarından alıp Riverside'a vermeye başladılar. 2002 ekiminde Varşova'da iki tane konser verdiler. Ardından 2003 martında Riverside isimli ilk demoları piyasaya çıktı. Demonun dinleyiciler tarafından çok beğenilmesi ve bu beğeninin radyo programlarında, basında ve gelen mektup ve e-postalarda yer bulmasının ardından grup debut albümlerinin kayıdına başladı. Ancak 2003'ün son aylarında grup Jacek Melnicki ile yollarını ayırdı ve Out Of Myself isimli ilk albümün kayıtları üç kişi ile tamamlandı. Albümün çıkışından sonra gruba yeni kalvyeci Michal Lapaj dahil oldu ve grup canlı performanslara hazırlanmaya başladı. Grup Polonya'da bir çok konser verdikten sonra 21 Eylül 2004'te Out Of Myself albümü tüm dünyada satışa sunuldu ve grup ilk yurtdışı konserini Hollanda'da verdi. Konser alanında satışa sunulan Cd ve tişörtlerin tamamının satılması grup elemanları için bile süpriz olmuştu.
Albümün bu başarısından sonra konserlere devam eden grup 2005 yılında bir single ve bir EP yayınladı. Ardından 2005 yılının en çok adından söz ettiren progressive albümlerinden biri olan Second Life Syndrome piyasaya çıktı. Grubun fan kitlesinin bir anda artmasına ve Riverside'ın progressive metal piyasasında yerini garantilemesini sağlayan bu albüm bir çok site tarafından en iyi progressive metal albümleri arasında gösterilmektedir.
Posted at 03:57 pm by paladine
Permalink
Posted at 01:51 am by paladine
Permalink
Wednesday, January 24, 2007
Peter Green - End Of The Game [1970]
Peter Green - White Sky, [1981]
Peter Green - Blues For Dhyana [1998]
Peter Green - The Very Best Of [1998]
Peter Green Splinter Group - Time Traders [2001]
derin mavilere tüpsüz dalış; BLUES
Bir Santana klasiği olarak belleklerimize yerleşmiştir "Black Magic Woman". Altı çelik telin ardında başlar tutukluluk haliniz. Mahveder sizi, kor bir kenara.Fakat çok az kişi bilir 1970 Kasımında piyasaya çıkıp 1971 başında Billboard listelerini alt üst eden bu parçanın asıl sahibinin Fleetwood Mac'in kurucusu Peter Green olduğunu.
Eric Clapton çekip Yunanistan'a gittiğinde "John Mayall's Bluesbreakers" panik halinde yerine adam aramaktadır ve karşılarında "n'apacaksınız Clapton'u, ben ondan çok daha iyiyim" diyen Peter Green durmaktadır. Mayall hayranları bu durumu protesto ederken, Green inanılmaz "Supernatural"ı patlatır. Santana'nın "Smooth"unun bulunduğu Grammy ödüllü "Supernatural" albümü yıllar sonra eski bir hesabı ödemektedir. Artık Green fırtınası esmektedir. Nefesler tutulmuş; garip akorlar, benzersiz melankolik yolculuklar birbirini izlemektedir. Ünü İngiltere sınırlarını aşarken Fleetwood Mac kurulur ve önce "Albatross" ardından da, listeleri kasıp kavuran "Black Magic Woman" gelir.
Ardından gelen "Need Your Love So Bad" insana gerçekten aşkı feci şekilde hissettirir. Tüm bir kuşak aşıktır, hem de çok kötü bir şekilde. Geceler başladığında, sımsıkı sarılacak kollara; ışıklar kapandığında, yumuşacık bir sese ihtiyaç vardır. Green, artık başka bir boyuta, apayrı bir dünyaya taşınmış, grubun bütün kazancını yoksullara dağıtmaktadır. Yeni adresine; bu, paraların saçılması durumunu içine sindiremeyen Mick Fleetwood bile ulaşamamaktadır. Ve kopar gruptan. Fazla yetenek, fazla zeka ve fazla LSD kurbanı olarak. Fleetwood Mac'in yolunu "Rumours" albümü beklemektedir.
Bir rivayete göre; bir konserin ortasında sahneyi terkeder ve bir daha kendisinden haber alınamaz. Kapının dışında; paha biçilmez 1959 yapımı "Gibson- Les Paul" gitarını oracıktaki dilenciye verir. Onlarca yıl sonra tekrar bulunduğunda inanılmaz uzunluktaki tırnaklarıyla sefil bir vaziyettedir. Tırnaklarının durumunu "bir daha gitar çalamamak için" diye izah eder. Benim yıllarca gerçek sandığım bu rivayet kısmen yanlıştır. Çünkü o gitarı bir dilenci değil bir başka blues virtüozu devralmıştır; Gary Moore.
Gary Moore "bu gitarı almam imkansız" dediğinde, "kendi gitarını sat, eline geçeni ver yeter" olmuştur yanıtı. "Still Got The Blues" işte bu efsanenin, efsane gitarıyla doğmuştur. Gary Moore da Nisan 1995 de öyle bir albüm yapmıştır ki; hem Green'e, hem düş hekimi Yalçın Ergir'e borcunu, gecelik yüzde 1700 faizle ödemiştir: "Blues For Greeny".
Peter Green şimdi annesiyle Londra'da oturmaktadır. Aynı Pink Floyd'un kurucusu Syd Barrett'in hiç insanların içine çıkmadan annesiyle oturduğu gibi. Uğruna "Wish You Were Here" yazılan, şizofreninin Pink Floyd'dan alıp koparttığı Syd Barrett gibi. Bir farkla; Syd Barrett'e artık ulaşılamazken, "Is There Anybody Out There?" sorusu, iki akorlu bir senfoni gibi gökyüzüne karışırken, "The Lunatic" hasarlı beyniyle artık kapıyı kilitlemiş, anahtarı fırlatıp atmış, Ay'ın karanlık yüzüne de sonsuza dek yerleşmişken; Peter Green tünelde kaybolmamıştır.
1998 de New York - Waldorf Astoria'da Carlos Santana ile birlikte aşağıdaki lirikleri haykırmışlardır; karşılarında büyülenmiş duran topluluğa:
"I got a Black Magic Woman. I got a Black Magic Woman. Yes, I got a Black Magic Woman, She's got me so blind I can't see; But she's a Black Magic Woman and she's trying to make a devil out of me..."
Posted at 11:56 am by paladine
Permalink
|
 |
|
|
 |
|