 |
Thursday, September 07, 2006
Dark Tranquillity Discography
 Dark Tranquillity - Skydancer [1993]
Dark Tranquillity - The Gallery [1995]
Dark Tranquillity - The Mind's I [1997]
Dark Tranquillity - Projector [1999]
Dark Tranquillity - Haven [2000]
Dark Tranquillity - Damage Done [2002]
Dark Tranquillity - Character [2005]
Dark Tranquillity - Fiction [2007]
password : bunalti.com
Ülke : İsveç Tür : Death Resmi Sitesi: http://www.darktranquillity.com Elemanlar : Mikael Stanne: Vokal Martin Henriksson: Gitar Niklas Sundin: Gitar Michael Nicklasson: Bas Gitar Anders Jivarp: Bateri Martin Brändström: Klavye
1989 yılının başlarında vokalist Anders Friden, gitarist Niklas Sundin, ritim gitarist Mikael Stanne, bas gitarist Martin Henriksson ve baterist Anders Jivarp bir araya gelip "Septic Broiler" adında bir thrash metal grubu kurdu. 1990 yılında "Enfeebled Earth" adlı bir demo kaset hazırladıkları sırada grup aninden fikir değiştirip demo çalışmasını bıraktı. Adını "Dark Tranquillity" olarak değiştirdi ve death metale geçti.
1991 yılında grup ilk çalışmaları olan "Trail of Life Decayed"ı çıkardı. 1992'de ise "A Moonclad Reflection" adını verdikleri bir EP hazırlayıp bunu da çıkardı. Bu EP albüm 1500 sattı. Grubun müziği, her ne kadar death metal yapsalar da, 80'lerden gelen klasik thrash müziğinin öğeleriyle gitar harmonilerinin bir karışımı gibiydi.
1993 senesinde grup "Skydancer" albümünü hazırlayıp piyasaya sürdü. Bu albümde misafir sanatçı olarak Anna Kajsa Avehall vokalde gruba yardım etti. İki sene sonra yeni albüm "Of Chaos And Eternal Night" geldi. Albüm çıktıktan sonra Anders Friden gruptan ayrıldı ve Mikael Stanne vokalist rolünü üstlendi. Gitar boşluğunu da Friedrik Johansson'u gruplarına alarak kapattılar. Yeni kadroyla "The Gallery" albümünü yaptılar. Albüm beğeni topladı ve gruba büyük bir başarı kazandırdı.
Çıkışını sürdüren Dark Tranquillity 1996 senesinde yeni bir albüm için kolları sıvadı ve "The Mind's I" isimli albümü yaptı. Bu albümde Andres Friden, Michael Nicklasson ve Sara Svensson misafir vokalist olarak yer aldı. Albüm özellikle güçlü vokal kadrosuyla gruba yine başarı getirdi. Üç senelik bir aradan sonra ise "Projector" isimli yeni albüm çıktı. Bu albümde grup tarzını biraz değiştirip sound'una elektronik müzikler kattı ve melodik death stilinden biraz uzaklaştı. Albüm, grubun hayranları tarafından biraz kuşkuyla karşılansa da yine istenilen başarıyı gösterdi ve dinleyenleri tatmin etti. Grup bu albümden yine bir kadro değişikliğine gitti. Johansson gruptan ayrıldı. Michael Nicklasson bas gitarist, Martin Brändström klavyeci olarak gruba katıldı. Martin Henriksson ise gitara geçti. Ve yepyeni kadroyla 2000'de "Haven" albümü çıktı. Bu albümde de grup elektronik öğeler kullanmaya ve klasik death metal tarzından uzaklaşmaya devam etti. Bu yeni albüm de rahat rahat hem basından hem dinleyenlerden geçer not aldı.
Bir sonraki albüm 2002 senesinde çıktı. Adı "Damage Done" olan bu albümde grup tam olarak köklü bir geri dönüş olmasa da eski müziklerini anımsatan bir tarz kullandı.
Grubun son çalışması ise 24 Mayıs 2004'te piyasaya çıkan "Exposures In Retrospect And Denial". İlk dönemlerinde çıkardıkları demo ve EP parçalarının bulunduğu bu albümde grubun "Trail Of Life Decayed" (demo-1991) ve "A Moonclad Reflection" (EP-2002) gibi eski çalışmalarının yeni düzenlemeleri bulunuyor.
Dark tranquillity 2005 yılında Character isimli albümünü, Ardından 2007 de Fiction adlı albümlerini piyasaya sürdüler.
Dark Tranquillity - Character (2005)
Gothenburg tanrıları bizi en son salladığından bu yana yaklaşık 3 sene geçti. Tabi bu üç sene içinde boş durmadılar ve "Live Damage" adlı DVD'yi de piyasaya çıkardılar hatta yetinmeyip üzerine onbeşinci yılları şerefine "Exposures.." albümünü de çıkararak Century Media ile tekrar anlaştılar.. Bir başka deyişle oldukça yoğun bir ara oldu Dark Tranquillity için. Şunu da hatırlatmakta da fayda var ki Character albümü kaydedileli yaklaşık bir sene oldu fakat grup o sıralar kendisine uygun bir firma arayışında olduğu için elde bekletiliyordu. İnanın beklediğinize değecek bir albüm çıktı piyasaya.. En azından benim beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir albüm..
Dark Tranquillity'nin yaptığı en iyi üç albümden biri belki de yaptığı en iyi albüm diyebilirim. Albüm hakkında genel bir yorum yapacak olursam; The Mind's I'dan, Damage Done'a kadar olan tüm albümlerden bir parça bulabilirsiniz içinde.. Albümün açılış şarıkısı 'The New Build' girişi, riffleri ve temposu ile 90'lı yılların tipik İsveç extreme metale tadında yapılmış bir şarkı.. 'Through Smudged Lenses" ilk şarkıdaki klasik periyot ile, daha modernize edilmiş atmosferik öğelerin kullanıldığı bir geçiş şarkısı gibi. Yani Dark Tranquillity'nin son albümlerindeki şarkı yapısına sahip.. 'The Endless Feed' ise daha progresif, daha deneysel ve grubun çizeceği yol hakkında bize oldukça fazla ipucu veren bir şarkı.. 'Lost to Apathy' için ise kendi başına tüm albümün özetini çıkaran şarkı diyebilirim; oldukça ağır riffler, süratli geçişler, çok ustaca ve kurnazca yapılmış aranjman.. Tabi bir de benim iki favori şarkım inanılmaz melodilere sahip 'My Negation' ve özellikle 'Dry Run' var.. Her iki şarkı da, Dark Tranquillity'den uzun süredir duyamadığımız bir ahenge sahip ama 'Dry Run'da bulunan, şarkının nakarat kısmının duygusu inanılmaz güçlü ki bu duygu yoğunluğuna The Mind's I ve Projector albümlerinde rastlamaktayız..
Değişim sadece şarkı yapılarında ve melodilerde gerçekleşmemiş elbette. Bu albüm, grup elemanlarının performansı ve ses kalitesi olarak da büyük farklılıklar göstermekte bize.. Mesela; Martin Brandström'ün klavyedeki görevi artık sadece atmosfer yaratmakla kalmamış tüm albümü çevreleyen bir kabuk halini almış ve albümü feci güçlendirmiş durumda, klavyenin bu kadar çok ön plana çıkmasından hoşnut olmayan beni bile susturabilmiş bir performans sergilenmiş.. Gitarlar her zamankinden daha temiz ve daha ağır, bateri çok agresif ve tüm albümde genel olarak bir sinir ve şiddet hakim.. Mikael Stanne zaten muhteşem olan vokalini daha da geliştirmiş. Albümde, black/death karışımı süper bir vokal performansı sergiliyor ve growl'u şaşırtıcı derecede etkileyici.. Bunlara ek olarak Niklas Sundin çizimi muhteşem bir kapak ve sanat çalışması olduğunu da belirteyim..
Sonuç olarak Character mutlaka ama mutlaka her metal dinleyicisinin arşivinde bulunması gereken bir albüm.. Dark Tranquillity çıkardığı her albümle evrimine devam ediyor ve görünüşe göre hiçbir şey veya hiç kimse onları durduramayacak..
Posted at 11:07 pm by paladine
Permalink
Wednesday, September 06, 2006

1985 - Killing Is My Business And Business Is Good 1986 - Peace Sells But Who’s Buying 1988 - So Far,Soo Good….So What? 1990 - Rust In Peace 1992 - Countdown To Extinction 1993 - Singles Collection : 1 /2 1994 - Youthanasasia 1994 - Hidden Treasures 1996 - MD 45 1997 - Cryptic Writings 1999 - Risk 2000 - Capitol Punishment 2001 - The World Needs A Hero 2002 - Still Alive And Well 2002 - Rude Awakening : 1 / 2 2004 - Hell Wasnt Build In A Day 2005 - Greatest Hits 2005 - The System Has Failed 2007 - United Abominations
pass : bunalti.com
Megadeth...Onlar bir döneme damgasını vurmuş bir trash metal Topluluğu... Türkiye'de ve Dünya'da milyonlarca fan kitlesini peşinden sürüklemiş ve dağılma kararlarıyla son yıllarda yaprak dökümü yaşayan Rock dünyasından bir yıldız daha kaymıştır."
1983 yılı Nisanında Dave Mustaine ile Lars Ulrich arasındaki yumruklaşma Heavy Metal tarihinin dönüm noktalarından biri olacaktır.METALLICA'nın ilk kadrosunda yeralan Dave, Lars ile düştüğü anlaşmazlık sonucu bir hafta içinde METALLICA'dan ayrılır.Ardından Kirk Hammet EXODUS'tan ayrılarak Dave'in yerine gelir. Ve Dave bass gitarist David Ellefson ile birlikte gitarist Kerry King ve baterist Lee Rash'ı da alarak MEGADETH'i kurdu.Kerry King turne boyunca MEGADETH ile birlikte çaldı daha sonra SLAYER'a geri döndü.Lee Rash'ın yerine Gar Samuelson geldi.Kerry King'in boşluğunu dolduran isim ise Chris Poland oldu. 1984 Kasımında MEGADETH Combat Records ile anlaşma yaptı ve Mayıs 1985 te ilk albümleri 'Killing is my business...and business is good'isimli albümünü çıkardı.
1986 da METALLICA basçısı ve Dave'in yakın arkadaşı Cliff Burton turnede bir otobüs kazasında öldü.Kasım ayında MEGADETH 'Peace Sells... but Who's Buying?'albümü çıktı.OVERKILL MEGADETH'in 'Wake up Dead' turnesinin açılışını yaptı.Bu turnede Chris Poland ve Gar Samuelson Hawaii'deki son konserden sonra gruptan atıldı. Chuck Behler baterist olarak MEGADETH'e katıldı.Bu arada MALICE'ten Jay Reynolds Chris'in yerine uygun biri bulunana kadar(Jeff Young)MEGADETH'e yardımcı oldu. 1988 Mart ayında 'So far,so good...So what?'albümü fanların beğenisine sunuldu.Ve MEGADETH 'Decline of Western Civilization
2:The Metal Years kitabında yer aldı.Ağustos ayında MEGADETH,KISS ve IRON MAIDEN ile birlikte Castle Donnington'u çaldı ve 'Monsters of Rock' turnesinin açılışını yaptı. ve Chuck ve Jeff için MEGADETH macerası sona erdi,gruptan atıldılar.Bunun üzerine Nick Menza baterist olarak gruba katıldı.
1990 Şubat ayında Marty Freidman lead gitarist olarak MEGADETH'a katıldı ve Ekimde MEGADETH'in 'Rust in Peace' albümü çıktı. Nisan 1991 de ise Dave Mustaine,Pamela Anne Casselberry ile evlendi.Hemen akabinde 'Rusted Piece' videosu çıktı.Temmuzda MEGADETH'in 'Go To Hell' parçası 'Bill and Ted's Bogus Journey' soundtrack albümünde yeraldı.
1992 Mayıs ta ise MEGADETH'in 'Breakpoint' adlı şarkısı 'Super Mario Bros.' Soundtrack albümünde yeraldı.Temmuz da MEGADETH 'Countdown to Extinction' albümünü yayınladı.Kasımda 'Exposure of a Dream' videosu çıktı.Ve Dave'in oğlu Justis(yerinde olmak için neler vermezdim...) dünyaya geldi. 1993 yılı ise MEGADETH için yine bir turneler yılı oldu.Dave DIAMOND HEAD'in 'Death and Progress'te ziyaretçi katılımcı olarak bulundu.
MEGADETH,DIAMOND HEAD VE METALLICA ile Milton Keynes Bowl'da sahne aldı. MEGADETH,IRON MAIDEN'in Avrupa turnesinde birkaç gün bulundu.AEROSMITH 'Get a Grip'isimli Amerika turnesinden MEGADETH'i kovdu yerine JACKYL geldi.PANTERA, MEGADETH'in 'Countdown to Extinction' turnesinin açılışını yaptı.Haziranda MEGADETH'in 'Angry Again' adlı şarkısı 'Last Action Hero' soundtrack albümünde yeraldı.Kasımda '99 Ways to Die' parçası 'The Beavis and Butthead Experience soundtrack albümünde yer aldı.
Halloween tatilinde, MEGADETH Youthanasia albümünü çıkardı ve MTV'nin "Night of the Living Megadeth" programında çaldı.Ekim ayında MEGADETH 'Nativity in Black:A Tribute to Black Sabbath' albümü için Paranoid şarkısını coverladı. 1995 Mart ayında 'Hidden Treasures' adlı derleme albümü Avrupa'da yayınlandı.Mayıs'ta 'Evolver:The making of Youthanasia' videosu çıktı.Temmuz'da 'Hidden Treasures' Amerika ve japonya'da yayınlandı. 1996 da David Ellefson'un oğlu Roman Alexander doğdu. 1997 Haziran ayında MEGADETH 'Cryptic Writings' albümünü çıkardı.MEGADETH'in 'Almost Honest' remixi Mortal Kombat
Annihilation soundtrack albümünde yer aldı. 28 Ocak 1998 ta Dave'in kızı Electra doğdu.MEGADETH 'Ozzfest '98' de sahne aldı.Temmuzda Nick Menza ile yollarını ayırdılar.Jimmy De Grasso hemen ardından MEGADETH'e katıldı.23 Ekim'de David Ellefson'un kızı Athena doğdu. Ve 1999 MEGADETH'e altın plak ödülünü getirdi.31 Ağustosta 'Risk' albümü yayınlandı bir ay sonra ise MEGADETH altın plak aldı.
SAVATAGE'tan Al Pitrelli 2000 yılına MEGADETH'te merhaba dedi.Pitrelli'nin katılımıyla grup 10.albüm için çalışmalara başladı.MEGADETH Capitol Recodrs ile iş ilişkilerini bitirdi.Sanctuary Records ile anlaştı.'Kil the King' Rock Radio'da 1 numarada giriş yapan en iyi şarkı seçildi.MEGADETH 'Capitol Punishment:The Megadeth Years' albümünü çıkardı.Daha sonra Los Angeles'taki stüdyolarına yeni albüm çalışmalarını tamamlamak için geri döndüler. MEGADETH milenyumu Anchorage, Alaska'da New Years Eve şovuyla kapattı.
14 Mayıs 2001 de ise 11. albüm olan 'The World Needs A Hero' yayınlandı.Ayrıca grubun canlı performansından oluşan 'Rude Awaking' albümü yayınlandı.(Bu grubun tek canlı kaydıdır)
Ve nihayet MEGADETH Türkiye'de...2 Temmuzda David Ellefson,Jimmy De Grasso ve Al Pitrelli Türkiye'ye geldiler ve bir basın toplantısı düzenlediler.3 Temmuz'da Dave Mustaine Türkiyeye geldi ve akşamüzeriMEGADETH'İN Türkiye konseri gerçekleşti.
3 Nisan 2002'de Dave'in sol elinden ciddi şekilde sakatlandığı açıklandı ve 20 yıllık kariyerinden sonra MEGADETH dağıldı!
Son durum ise tekrar yola devam... Sizce Megadeth in geleceği ne yöne gidiyor... Eski albümleri sevenler Youthanasia albümünden sonra çok farklı olduğunu gördüler... Hele ki Risk albümü bir dönüm noktası...
Posted at 03:07 pm by paladine
Permalink
Lamb Of God - Burn The Priest [1998]
Lamb Of God - New American Gospel [2000]
Lamb Of God - As The Palaces Burn [2003]
Lamb Of God - Ashes Of The Wake [2004]
Lamb Of God - Killadelphia (Live) [2005]
2005 - Killadelphia : 1 / 2 Lamb Of God - Sacrament [2006]
Ülke : Amerika Birleşik Devletleri Kuruluş tarihi : 1990
Üyeleri
Randy Blythe - Vokal Mark Morton - Gitar Willie Adler - Gitar John Campbell - Bas Gitar Chris Adler - Davul
Web sitesi : http://www.lamb-of-god.com/
Grubun kökenleri 1990 yılına, Mark Morton, Chris Adler ve John Campbell' ın Virginia Commonwealth Üniversitesindeki ev arkadaşlıklarına kadar uzanmaktadır. Mezuniyetten sonra Morton Yüksek Lisans eğitimi için Chicago' ya gitmesine rağmen grup çalışmalarına devam etti. Morton yerine yeni gitarist Abe Spear gruba katıldı. Grup enstrümantal müziklerinin ötesine geçmeye karar verdiklerinde,
Randy Blythe aralarına katıldı. Kariyerlerinin bu noktasında grup Burn the Priest olarak bilinmekteydi. Morton'un aralarına tekrar katılmasından kısa bir süre sonra Burn the Priest kendi adıyla ilk albümünü çıkarttı. Daha sonra Abe'nin gruptan ayrılmasıyla boşalan yere Chris Adler'in kardeşi Willie Adler geldi.
Grubun tarzı genel olarak death metal etkisinde thrash metal ya da post-thrash olarak kabul edilmesine rağmen, "gerçek metal" hayranları grubun tarzını metalcore olarak kabul ederler. Grubun çalış sitili standart olmayan müzik yapısıyla donatılmış çok teknik ve hızlı çalınan enstrümantal öğelere dayanır. Şarkı sözlerinin temaları temel olarak, politika, kapitalizm ("As the Palaces Burn","Vigil"), Amerikan tarihi ("In Defense of Our Good Name"), savaş ("Ashes of the Wake"), din ("Ruin"), madde bağımlılığı ("11th Hour", "Pariah") ve diğer çeşitli konuları içermektedir.
Campbell tarzlarını, "Yaptığımız müzik progressive ve geleneksel rock arasındaki çizgide dolaşıyor." şeklinde ifade ediyor. "Progressive rock' ı kendi öz temasını ucuzlatmadan daha dinlenebilir bir şekilde yaptığımızı düşünüyorum. Müziğimizin karmaşıklığı teknik çalınan müzikten hoşlanan dinleyicilere hitap etmekle birlikte aranjmanlarımız, ortalama bir dinleyiciye hitap etmekten daha ileride değil. Bu gerçekten iyi bir denge."Prosthetic Records' dan çıkarılan iki iyi albüm ve bir DVD (Terror and Hubris)' den sonra, grup 2003 yılının sonunda Epic Records ile yeni bir kayıt anlaşması imzaladı. "Ashes Of The Wake" etiketiyle çıkan ilk albümleri A.B.D' de bugüne kadar 250,000 kopya sattı ve Billboard Top 200 listesinde 27. sıraya kadar yükseldi.
29 Ağustos 2005 tarhinide grup, Killadelphia isimli DVD' sini duyurdu. DVD grubun Ekim 2004' de Philadelphia' daki canlı performanslarıyla birlikte, 3 video klip ve grup ile ilgili pek çok görsel materyal içermekte. Ocak 2006 tarihinde grubun son albümü Sacrament piyasaya çıktı.
Posted at 12:46 pm by paladine
Permalink
The Cranberries Discography
The Cranberries - Everybody else is doing it, so why can't we?[1993]
The Cranberries - No need to argue[1994]
The Cranberries - To the faithful departed[1996]
The Cranberries - Bury the hatchet[1999]
The Cranberries - Wake up and smell the coffee[2001]
The Cranberries'in hikayesi, Fergal'ın Hogan kardeşlerle tanışıp arkadaş olmasıyla birlikte, bir breakdans denemesi olarak başladı. Fergal, aldığı ilk davulla birlikte bir grup kurma isteği içindeydi. Noel, gitarı ve küçük kardeşi Mike da bass gitarı ile ona katılmıştı birkaç ay içinde.
Bu üç istekli müzisyen, hem müzikal hem de sosyal alanda çok iyi bir uyum sağladılar. 1989 yılında, Niall Quinn vokal olarak katıldı aralarına. Artık kendilerini tam bir grup olarak ilan ediyorlardı. Adları da: The Cranberry Saw Us. Bu isim Niall Quinn'nin fikriydi, diğerleri pek isim üzerinde düşünmemişlerdi. Hatta şarkı sözlerini de pek benimsememişlerdi, "My Grandma Drowned in a Fountain in Laudres" şarkısını sözleri gibi. Sonra, Niall Quinn başka bir gruba geçerek onları bırakmak zorunda kaldı.
Fergal, Noel ve Mike bu durum karşısında pek te derinden etkilenmediler. Bununla birlikte, güzel şarkı sözlerine ve iyi bir vokale ihtiyaçları vardı. Sonra, Dolores adında genç bir bayanla karşılaştılar. Dolores, bu özelliklere uyuyordu ve her zaman bir rock grubunun voalisti olmak istemişti.
Bu İrlandalı dörtlü, bir kayıt yapacak kadar şarkı yazmışlardı. Soundlarının nasıl olduğuna dair bir takım endişeleri vardı. Altı ay içinde, "Nothing Left At All" adlı bir demo çıkardılar. Birkaç gün içinde, tam 300 kopyası satıldı, Sadece bir demoyla bu kadar ilgi gören genç bir grup olarak, müzik şirketlerinin dikkatlerini topladılar. Sonunda bu eşsiz grup, "Island Records" ile altı albümlük bir anlaşma imzaladı.
1993 yılında çıkan ilk albümleri, "Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We?" adını taşıyor. Bu albüm, Amerika'da büyük ilgi gördü. Ama o zamanlar Avrupa'da pek bilinmiyorlardı. Yine de albüm, bir yıl sonra İngiltere listelerinde 1 numara oldu.
"Everybody Else..." adlı albümleri ile Avrupa'da da tanındılar. Bunu izleyen ve duygu yüklü albümleri "No Need To Argue" albümleri, "Zombie" adlı parçayla büyük ilgi gördü. The Cranberries, artık tüm dünyanın kalbini kazanmıştı.
The Cranberries, bir dünya turnesine çıktı. Sahne aldığı her şehirde büyük ilgi gördü. 1994 yılında, MTV'nin "Yılın En İyi Parçası" Ödülüne layık görüldü. Bu parça, "Zombie"ydi.
Dolores, eşi Burton ile bir bebek bekliyordu. 1998 yılının Kasım ayında, "Taylor Baxter Burton" adını verikleri bebek doğdu. Bebeğin doğumu, şarkı sözleri yazan Dolores'i büyük ölçüde duygusal yönden etkilemişti. Ve dördüncü albümleri "Bury the Hatchet", bu etkileri taşıyor, özellikle de "You and Me" ve "Saving Grace" adlı şarkılarda.
Posted at 12:39 pm by paladine
Permalink
Monday, September 04, 2006
Trail of Tears Discography
Trail of Tears - Disclosure In Red [1998]
Trail of Tears - Profoundemonium [2000]
Trail of Tears - A New Dimension Of Might [2002]
Trail Of Tears - Free Fall Into Fear [2005]
Trail Of Tears - Existentia [2007]
2007 - Existentia
Trail of Tears 1994'te Natt olarak müzik yaşamına başladı.Fakat 1997 yılı gelmeden grup Ales Vik yerine Helena Iren Michaelsen,davulcu Vidar Uleberg yerine Jonathan Perez,klavyede Rank Roald Hagen,basta Kjell Rune'la birlikte büyük bir değişime uğradı.Bu durum grubun müzikal anlamda da değişmesinde etkili oldu ve Trail of Tears böylece kurulmuş oldu.
When silence cries...,3 parçalık demo 1997 Mart/Nisan aylarında Jailhouse stüdyolarında kaydedildi.Kısa bir süre sonra,lead gitarist Michael Krumins gruptan ayrıldı ve yerine Runar Hansen geldi.Bu demo gruba birçok kontrat teklifi gelmesini sağladı ve 1998'in başında Hollanda şirketi olan DSFA Records'la 2 albümlük bir anlaşma yaptılar.Ve grup bir kez daha 1998 Kasımında çıkmış olan Disclosure In Red albümünün kaydı için Jailshouse stüdyolarına girdi.
Bunu, Tristania, The Sins of Thy Beloved, Siebenbürggen ve Antichrisis'da katıldığı yoğun bir Avrupa turu izledi.Fakat,bayan vokal Helena Iren Michaelsen'la olan uyuşmazlıklar daha sonraki turlarda da devam etti ve Profoundemoniumun albümünün bitimiyle grup elena'nın ayrılmasını istedi. 2000'in Mayısında Helena'ın yerini Catherine Paulsen aldı.
Trail of Tears, Dynamo Open Air(Hollanda), Wacken Open Air(Almanya),Eurorock(Belçika),Quart Festival(Norveç), ve Metal Dayz(Çek Cumhuriyeti) gibi festivallere çıkmakla birlikte sözler yazmaktan ve kaydetmekten de geri kalmadı.2001 yazında, Napalm Records'la 3 albümlük bir anlaşma imzaladılar ve bir sonraki yılın Şubat ayı ortasında Soundsuite stüdyolarına girdiler.Ve Produktör Terje Refsnes(Tristania,Sirenia)'la birlikte 9 parça kaydettiler
2003 gruba göre, Avrupayı yalnız dolaşacakları ve ilk kez Meksika'da turneye çıkacakları için çok hareketli bir yıl olmuştu. Grup Kjetil Nordhus'la(Green Carnation) birleşme kararı aldı,çünkü Catherine'le yolları ayırdıkları sırada Kjetil'in Tot'un son 3 kaydına büyük bir katkısı olmuştu.Geri kalan üyeler,Catherine'ın yerine birinin gelmemesini teklif ettiler ve bu da grubun müziğe karşı yaklaşımını değiştirdi.
Ve bu değişim dördüncü albümleri olan Free Fall Into Fear'a yansıdı.Albüm 2004 Kasımında Norveç'teki Dub stüdyolarında kaydedildi.Grup aynı zamanda Therion ve Tristania'la birlikte başarılı bir Avrupa turunu tamamladı.Ve 28 Şubat 2005'te de Free Fall Into Fear piyasaya sürüldü.
Kısaca yorum katmak gerekirse Trail Of Tears'ın Tristania'dan pek bir farkı olmayan bir grup. Driven through the ruins, Fragile emotional disorder, Released at last , When silence cries güzel parçalar. yine de bu grubun beni çok etkilediğini söyleyemem fakat şu an bayan vokal barındırmamaları beni sevindiriyor.
Albümleri: 1999, Disclosure In Red 2000, Profoundemonium 2002, A New Dimension Of Might 2005, Free Fall Into Fear
Vocals: Ronny Thorsen,Kjetil Nordhus Lead guitars: Runar Hansen Guitars: Terje Heiseldal Bass: Kjell Rune Hagen Synths: Frank Roald Hagen Drums: Jonathan Perez
Posted at 05:04 am by paladine
Permalink
Theatre of Tragedy Discography
Theatre of Tragedy - Theatre of Tragedy [1995]
Theatre of Tragedy - Velvet Darkness They Fear [1996]
Theatre of Tragedy - Der Tanz Der Schatten [1996]
Theatre of Tragedy - A Rose For The Dead [1997]
Theatre of Tragedy - Aegis[1998]
Theatre of Tragedy - Musique[2000]
Theatre of Tragedy - Assembly [2002]
Theatre Of Tragedy - Storm [2006]
SINGLES Theatre Of Tragedy - Cassandra[1998]
Theatre Of Tragedy - Imprespective[2000]
Theatre of Tragedy Biyografisi:
Aslında Theatre of Tragedy'i tanıtmaya pek lüzum yok. Çünkü onların haricinde gotik metalle rock müziği bu denli estetik bir şekilde sunan akılda kalıcı pek grup yok..
1993 yılından yılından beri var olan Theatre of Tragedy grubu kendi isimlerini taşıyan ilk albümünü Massacre Records etiketiyle 1995 yılında çıkardı. Henüz ilk albümleri olmasına rağmen bu çalışma gotik metal için bir dönüm noktası olarak görüldü. Özellikle "A Hamlet for a Slothful Vassal" kült bir klasik haline geldi. Bu albümle beraber grup kendi yeni stillerini tamamıyle yaratabilmişti. (Raymond J. Rohonyi'nin eski İngilizce diliyle yazdığı lirikleri de unutmamak gerek.) Onlar, eşi olmayan ve sonraları taklit edilecek bir grup olmayı başarmıştı.
İkinci albümleri "Velvet Darkness They Fear" 1996'da çıktı ve bu da gelmiş geçmiş en iyi gotik albümlerden biri olarak kabul edildi. Bu albümü (liste başı oldukları) turne ve konserler izledi.
98'de üçüncü albüm "Aégis" piyasa çıktı. Bu albümde grup kendi sınırlarını da aştı ve gerçek potensiyelini gösterdi. Theatre of Tragedy hayranları albümün alışık olmadıkları elektronik, daha sessiz sound'u ve Raymond'la Liv'in ilk kez düet yapması yüzünden başlarda biraz korksalar da zaman geçtikçe bu albümü de adeta bağırlarına bastılar. Hatta grubun hayran kitlesi bu albüm sayesinde daha da arttı. Albümdeki "Cassandra" parçası öyle beğenildi ki aynı sene sırf bu şarkı için bir EP çıkardılar. Almanya'nın ünlü dergisi Metal Hammer'in editörü Robert Müller bir keresinde şöyle demişti: "Theatre of Tragedy, bilinmez bir güzelliğe sahip bir düş serüveniyle kıyaslanabilecek bir müziktir: Hem zevkli, hem de dinamitle oynamak kadar tehlikeli.."
Grup müzik şirketlerini sahip oldukları potansiyel karşısında yetersiz bulup ünlü Nuclear Blast şirketiyle anlaştı. Yeni şirketleriyle çıkardıkları ilk albüm "Musique" (2000) klasik Theatre of Tragedy tarzıyla "Aégis" albümünde denedikleri elektronik öğelerin harika bir karışımıydı. Önceki albümlerine nazaran elektronik melodileri müziklerine daha iyi katabilmişlerdi ve böylece hakettikleri başarıya yine ulaştılar, hayran kitlelerini arttırdılar. Albümün hit parçası "Image"e çektikleri video klip hemen hemen tüm dünyada gösterildi. Ardından uzun bir Avrupa turuna çıktılar.
Theatre of Tragedy 2002'de çıkardığı yeni albümü "Assembly" ile yoluna tam gaz devam etti. Son yıllarda müziklerinde epey değişiklik yaşamalarına rağmen şarkıları hala buram buram Theatre of Tragedy kokuyordu. Yeni gitaristleri Vegard K. Thorsen ise albüme şüphesiz ki epey katkı sağladı. Prodüktörlüğü Hiili Hiilismaa (HIM, Apocalyptica, Moonspell) tarafından yapılan bu albümle grup tüm dünyaya becerilerini ve şarkı yazmadaki potensiyellerini bir kez daha gösterdi. Şu anda sahip oldukları sound, geçmişte yaptıklarıyla kıyaslanamasa da Theatre of Tragedy her zaman kendi eşsiz müziğini sürdürmeyi başardı.
Not [sir gawain]: Grubun belki de en çok tanınan ve en önemli üyesi bayan vokal Liv Kristine 2003'te grupla yollarını ayırdı. Onun yerine 2004'te Nell vokalist olarak gruba dahil oldu.
Kaynak : İnternet
Posted at 04:07 am by paladine
Permalink
Sunday, September 03, 2006
To Die For - All Eternity [1999]
To Die For - Epilogue [2001]
To Die For - Jaded [2003]
To Die For - IV [2005]
To/Die/For - Wounds Wide Open [2006]
Posted at 11:45 pm by paladine
Permalink
Friday, September 01, 2006
Penumbra - Emanate[1999]
Penumbra - The Last Bewitchment[2001]
Penumbra - Seclusion [2003]
1996 Grubun kuruluşu: "Penumbra" tamamen bir şans eseri olarak "Dorian"ın "Jarlaath"ın bir konser sırasında tanışmasıyla kuruldu. Bu ikili tanıştıktan hemen sonra metal müziğin genel ve özel felsefesi hakkında aynı fikirlere sahip olduklarını farkettiler. Piyasada bulunan grupların klasik müzik öğelerini yeterince kullanmadıklarını düşünüyorlardu. Ve sonuç olarak, soprano ve synthesizer ile birkaç provadanın ardından aranjmanlar ortaya çıktı. Vokalist "Jarlaath"da boş durmayıp obua çaldı. bu provalar gerçekten çok başarılı oldu ve ikili kısa bir tereddüt yaşadıktan sonra bulundukları gruplardan ayrılıp "Penumbra" projesine ilk adımı attılar. (İlk olarak grubun ismini "Imperatoria" olarak belirlemişlerdi) 1997_Demonun kaydı: "Imperatoria" 1996'daki ilk konserlerinin ardından dağıldı, ve dağılmasıyla tekrar toplanması bir oldu.gruba "Herr Rikk"in ve 3 müzisyenin katılmasıyla "Penumbra" kurulmuş oldu. ilk olarak, sadece metal gruplarının yer aldığı "St. Denis University Festival"de sahne aldılar. festivaldeki izleyiciler ummadığı bir performansla kaşılaştılar. bu sahne tecrübesinden kısa bir müddet sonra Fransa'nın tanınmış grubu "Misanthrope" ile beraber çalmaları için teklif geldi; bunun sonucu olarak ise kendilerine duyulan güvenin boşa çıkmayacağını kanıtladılar. Bu çalışmaların ardından "Penumbra"nın üyeleri anladı ki görsel öğeler gerçekten önemli. Bu yüzden bu çalışmaların, canlı performansların sonunu teatral efektler kullanarak, kostümler giyerek ve ışık efektleri vs. kullanarak getirdiler. bu performansın ardından demolarını piyasaya sürdüler. 1998_İlk albüm "Emanate"nin kaydı: '98 yazında ilk albümün kayıtlarına başlandı. "Benedicte" gruptan ayrıldı ve "Misanthrope"a katıldı. Onun yerini "Zoltan" klavyesiyle doldurdu. bu kayıtlar sırasında gruba 2 soprano ve bir bariton eşlik etti: "Meduda, Elise ve Aramis" 1999-2000: Paris, Pratteln ve Leipzig'de konserler: '98in başında "Nicolas"ın gruptan ayrılmasının ardından "Herr Rikk"in kardeşi "David" ve soprano "Sycllia" gruba katıldı. '99 başında ise "Herr Rikk" bateriyi terketti ve yerini "Hekchen" e bıraktı. Aynı zamanlarda gruba yeni basçı "Aldric" katıldı.Ve grup bir dizi konser organizasyonlarında yer aldı. "Boulogne, Paris, Orleans (Fransa) Pratteln İsveç" ve oradan da 9.su düzenlenen "Leipsig Festival" de boy gösterdiler. 2001_2. albüm "The Last Bewitchment"ın kaydı: 2001'in başında "Scyllia" gruptan ayrıldı. Bununla beraber "Hekchen ve Aldric"te gruptan ayrıldı. Nisan 2001'de "Garlic" bateriye ve "Agone" bas ve geri vokal olmak üzere gruba katıldı ve albüm kayıtları başladı. 2001 sonunda albüm kayıtları sona erdi ve soprano "Medusa" gruptan ayrıldı. 2002: 2002nin ilk çeyreğinde "Penumbra" yeni bir bayan vokalist buldu ("Kyrsten") ve gruba misafir vokalist olarak "Stephanie" katıldı. Bunun sonrasında Hollanda'lı grup "Within Temptation" ile Fransa turuna çıktılar. 2003_3. albüm Seclusion'un kaydı: bu albümde vokalist olarak yeniden "Anita" ile çalışıldı. bateriye ise "Arathelis" geçti. "Seclusion" albümünde gayda, flüt, ve bulgar melodilerini kullandılar. gruba, yine baritondan sopranoya 8 kişilik koro eşlik etti. "The Last Bewitchment" albümünde olduğu gibi bu albümde de bir melek ve bir ölümlü arasındaki hüzünlü aşk hikayelerinden bahsediliyor. Penumbra sıradan bir senfonik gotik metal grubu değil. klasik müzik öğeleri ve vokalleri gerçekten oturaklı ve yerli yerinde kullanılmış.şu ana kadar yazdığım tüm gruplar gibi mutlaka dinlenmesi gereken bir grup. her harddiske lazım şarkıları "Seclusion" albümünden "Enclosed" "Tragical memories" ve "Emanate" albümünden "Lycantrophe"
1999 - Emanate 2002 - The last Bewitchment 2003 - Seclusion
Vocals, oboe : Jarlaath V Vocals: Anita Covelli Guitars: Néo Bass: Agone Drums: Arathelis Keyboards: Zoltan
Posted at 03:49 pm by paladine
Permalink
1991 - Demo I 1992 - Demo II 1993 - Gorgoroth 1993 - Det Som Engang Var 1994 - Hvis Lyset Tar Oss 1995 - Aske 1996 - Filosofem 1997 - Dauði Baldrs 1999 - Hliðskjálf 2000 - Ragnarok (A New Beginning) 2002 - Anthology 2002 - Demon With 2002 - Filosefem Remastered : 1 / 2 2003 - Once Emperor 2005 - Draugen 2005 - The Tribute : 1 / 2
passwords : bunalti.com
Varg Vikernes 11 Şubat 1973 te saat 21:58 te Norveç'in Bergen şehrinde doğdu.Bir rivayete göre Varg, hamileliğin 6. ayının 6. gününün 6. saatinde doğmuştur.Bunun ne derece doğru olduğunu bilinmiyor. Asıl ismi Kristian'dır Fakat gerek düşünce yapısı, gerek mevkisi bakımından asıl ismini hiçbir zaman kullanmak istememiş ve Varg ismini kullanmıştır.Fakat bu kanuni bir isim değişikliği değildir ve bundan önce birçok farklı isim kullanmıştır. -Babası Irak'ta çalıştığı için Irak'ta kaldığı bir yıl sayılmazsa- Varg Bergen'de büyüdü.Gençliği süresince etrafındakilere hep Bergen'in ormanlarını,vahşi hayvanlarını,sert dağlarını sevdiğini anlatırdı ve aradan yıllar geçtikten sonra O'nu tanımak için yapılan bir röportajda; "Soğuk bir kış gecesinde ormanda tek başınıza yürüyün, işte o zaman 'O, gerçekten konuşuyor' sözüyle neyi kastettiğimi anlarsınız." şeklinde konuşmuştu. Diğer insanlar sadece ağaçlar ve kayaları görüyorken Varg,Troller ve gölgeler arasında dans eden elfleri hayal ediyordu.Varg'dan önce bu tür şeylerin hayalini kuran son Norveçli Theodor Kittelsen, bu tarz fantastik resimler çizmişti ve Varg'ın bu resimlerden bazılarını albüm kapağı olarak kullandığı söylenir.
Varg gençlik yıllarında iki arkadaşıyla birlikte Uruk-Hai isimli projesi üzerinde çalışmaya başladı fakat diğer iki elemanın bir kız için birbirine girmesi ve Varg'ın Old Funeral elemanlarıyla tanışması üzerine provalar durduruldu.Uruk-Hai, Tolkien'in orta dünyasındaki Sauron'un high-orc larına verilen isimdir (Oo'rok-High).Bunlar tipik Viking berserker ine benzerler.Varg niçin Uruk-Hai ismini seçtiğini "Tolkien; Sauron'u Odinn den esinlenerek yaratmış ve bu durumda Uruk-Hai de Odin'in hizmetkarlarına benzer.Uruk-Hai nin Gondor'a saldırması Vikinglerin Charlemagne'ın yönettiği hristiyan Fransa'ya saldırmasına, Uruk-Hai nin Rohan'a saldırması ise Vikinglerin hristiyan İngiltere'ye saldırmasına benzer.Fakat neticede Vikingler de Sauron ve orkları gibi kaybettiler." şeklinde açıklıyor. 80 li yılların sonunda Varg halen politik ve müzikal görüşünü şekillendirme aşamasındaydı.Satanel, Old Funeral gibi gruplarda çalmaya başladı, bunların gerçekten çok iyi müzisyenler olduklarını düşünüyordu fakat hiçbirisi hayal ettiği kadar zevk vermiyordu.Kendi müziğini yapmaya karar verdi ve başlamadan önce Tolkien'in kurduğu dünyadan etkilenerek yapacağı işin temellerini oluşturdu.90 ların başında kendi solo projesi BURZUM üzerinde çalışmaya başladı.Burzum kelimesi Ork dilinde ''karanlık'' anlamına geliyordu.Burzum gerek maddi olarak gerek düşünce olarak tüm sorumlulukları Varg'a ait olan bir projeydi.Bu sebeple müziğe sadece Varg'ın vizyonu ve kurduğu hassas denge yansıdı.
Burzum ve Pagan Hareketler İlk Burzum albümü 1992 yılında MAYHEM elemanı ve kurucusu Øystein Aarseth (Euronymous) in şirketi Deathlike Silence Production tarafından piyasaya sürüldü.Bundan sonra herşey birbirini takip etti ve Norveç'in en ünlü kiliseleri yakıldı, yerle bir edildi.
12. yüzyıldan beri ayakta duran (1883 te restore edilmiş), büyük bir kısmı tahtadan yapılmış, Norveç'in en çok saygı gören kilisesi Fantoft Kirke, 6 Haziran 1992 de "Norwegian Black Metal" sahnesi altında ortaya çıkan Neo-Pagan bir topluluk tarafından kundaklandı ve kilise tamamiyle yandı.Varg yanan kilisenin fotoğrafını "Kirke EP" albümüne kapak yaparak olayı ölümsüzleştirdi. Olaylara müzikal açıdan yaklaşarak hareketin militan kısmını yönetti.Buna rağmen Norveç polisi hiçbir zaman onun işlevi hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmadı. Kilise kundaklamalarının ardındaki sembolizmi düşününce bunun Hristiyanlığa karşı açılmış bir savaş olduğu açıkça görülmektedir.Varg için ise bu sadece bir intikam davasıdır.Bundan yaklaşık bin yıl önce Norveç'te Hristiyanlar, kiliseler dışındaki tüm tapınaklara zarar vermişlerdi ve Paganları kazıklara bağlayarak yakmışlardı.Varg herzaman kendini Odin'in savaşçısı olarak gördüğü için Pagan dinlerin öcünü almak zorunda olduğunu hissetti.
1991 ve Ağustos 1993 arasındaki dönem Varg'ın deyimiyle Burzum'un "Altın Çağı"dır.Varg bu dönemde bütün albümler için gerekli müzikleri yaptı.Daudi Baldrs ve Hlidskjalf albümlerinin müziklerini ise Burzum'un unutulmuş gitar riffleri, synthleri ve şarkılarını tekrar gözden geçirip düzenleyerek hazırladı. Müziğinde ağır bir hava ve synth kullanan ilk grup Burzum'du fakat günümüzde bunları yapmayan black metal grubu sayısı yok denecek kadar az.Varg tamamen ambient olan ilk albümünü 1994 yılında tamamladı ve 1997 yılından itibaren Pagan-ambient i kendi tarzı olarak belirledi.Kendisini sürekli geliştirdi ve tarzından hiç ödün vermedi.
1993 yılında Mayhem "De Mysteriis Dom Sathanas" albümünün kayıtlarına girmeden önce Varg gruba bassçı olarak dahil oldu. Grupta olduğu sürece Count Grischnackh nickini kullandı.Varg ve Euronymous blackmetal sahnesinde en çok dikkat çeken iki kişi oldu.Euronymous müzikal olarak hep şeytani bir imaj yaratmaya çalıştı. Varg için ise şeytan geri plandaydı ve Norveç kültürüne bağlı kalarak Norveç mitolojisini konu edinmek istiyordu. Bu durum Varg ve Euronymous'u iki kutup haline getirdi.
Kilise kundaklama olayları ile ilgili Euronymous basının karşısına çıkarak "evet kiliseleri kundaklayan hristiyan karşıtı bir örgüt var ve bu tür olaylara devam edilecek" gibi bir açıklama yaparak uzun süredir faaliyetlerine gizli olarak devam eden Inner Circle örgütünü deşifre etmiş oldu.
Varg'ın Euronymous'u öldürme sebebi her zaman tartışma konusu oldu.Euronymous Varg'dan borç alarak piyasaya sürdüğü Burzum albümlerinin tamamını sattıktan sonra yaptığı kazançla daha çok albüm piyasaya sürmek yerine parayı kişisel borçlarını ödemek için kullandı.Varg'a bir röportajda O'nu para için mi öldürdüğü sorulduğu zaman; "Hayır onu kesinlikle para için öldürmedim.Zaten çok daha fazlasını kazanma imkanım vardı.Bu saçma bir dedikodu.Kazancı sadece 5100$ dı. Onu öldürmekle elime 5100$ geçmedi.'' Açıklamasını yapmıştı. Euronymous'un Varg'ın kız arkadaşına sarktığı için aralarının açık olduğu dedikoduları da vardı.Varg'a O'nu bir kız için mi öldürdüğü sorulduğunda ise; "Ortaya sürekli saçma sapan fikirler atılıyor. Kız arkadaşım ben Euronymous'u öldürene kadar böyle bir kişinin varlığından bile haberdar değildi.Çünkü kız arkadaşım metalci değildi ve açıkçası yaptığım şeylerle pek ilgilenmiyordu.Bildiğim kadarıyla Euronymous'un da arasıra birlikte olduğu kadınlar dışında hiç kız arkadaşı olmadı.Bu saçma bir yalan."
Varg'ın Açıklaması
Helvete'yi sırf annesi ve babası rahatsız olduğu için kapattığını söyledi ve akın akın gelen müşteriler kapıda kaldı.Şeytan imajına bürünmüş bir ana kuzusu.Ne kadar aptalca.De Mysteriis Dom Sathanas albümünün kayıtlarında benim hiç bir grup elemanıyla problemim yoktu ve birlikte çok eğleniyorduk fakat Hellhammer da dahil olmak üzere biz Euronymous'la birarada olmak istemiyorduk. Kayıtlarda artık O'nu öldürmemizi söyleyerek şakalar da yapmıştı.Metal camiasındaki Euronymous a olan soğukluk bir kaç ay daha devam etti ve daha fazla insan O'nun nasıl bir moron olduğunu anladı.Artık benden gerçekten nefret etmeye başlamıştı.O'na göre insanların O'na olan saygısını kaybetmesine ben sebep olmuşum.Bir bakıma da söylediklerinde haklıydı.O'na karşı olan fikirlerimi hiçbir zaman saklamadım ve insanlar da benim düşüncelerime katıldı.Artık metal sahnesinin 1 numaralı adamı değildi ve bunun da benim suçum olduğunu söylüyordu.Herkes asıl nedenin bu olduğunu, "asıl kişi" olmak için yarıştığımızı düşünüyordu.Bu Sadece Euronymous için önemliydi.Mayhem Trondheim'den Snorre W. yi gitarist olarak kadrosuna ekledi.Bergen'de kendi evini satın alıncaya kadar benimle birlikte kalmasına ve oturma odamda uyumasına izin verdim.Snorre kendi evini satın alıp taşındı. Artık evde tektim ve bu andan itibaren Euronymous benimle ilgili planlar kurmaya başladı.Beni öldürmek istiyordu.Ona göre tüm bu problemlere sebep olan bendim ve ben öldükten sonra ortada hiç bi sorun kalmayacaktı.Planlarını paylaştığı birkaç müzisyen bana O'nun planlarını açıkladı.Euronymous onlara güvendiği için herşeyi anlatmıştı fakat belli ki onlar benimle daha samimiymiş. Euronymous Snorre'u telefondan aradı ve O'na herşeyin normale dönmesi için benim ortadan kalmamın gerektiğini söyledi ve diğerlerine anlattığı planları Snorre a da anlattı.Euronymous bunları söylerken Snorre hepsini bana telefonda dinletti. Artık emindim çünkü sadece en yakın arkadaşlarına planlarını söylüyordu.Snorre la konuştuğu gün ondan bir mektup aldım. Mektup gayet olumluydu hatta arkadaşçaydı.Daha önceen katılmadığım bir anlaşmayı imzalamam için benimle buluşmak istediğini söylüyordu.Ancak planlarını uygulaması için beni ayarlamaya çalıştığını biliyordum.Arkadaşlarına da anlattığı gibi önce beni (bir silahla) bayıltacak, ellerimi ve ayaklarımı bağlayarak araba bagajına koyacaktı ve şehir dışında kırsal bir yerde beni bir ağaca bağlayarak ölene kadar bana işkence yapacaktı ve tüm bunları kameraya çekecekti. Bütün bunlar karşısında o kadar sinirlenmiştim ki. Bu herif kendini ne bok sanıyordu bilmiyorum.Oslo'ya gitmeye karar verdim.Kontratı O'nun eline vererek "siktir git" diyecektim.Bu şekilde ondan uzaklaşacaktım ve bir daha benimle iletişim kurmamasını sağlayacaktım.Herşey normale dönecekti.Ayrılmadan önce Snorre da Euronymous'a vereceği yeni gitar riffleri olduğu için benimle gelmek istedi.Saat 21:00 da Bergen'den ayrıldık,yolda arabayı sırayla sürdük ve 3:00-4:00 arası Oslo'ya ulaştık.Arka koltuğa geçerek kemerimi çıkardım ve Snorre'a onu güvenli bir yere koymasını rica ettim.Belinizde bir bıçak varken uyumak hiç te güvenli olmaz.Ulaştığımızda ben uyuyordum. Kapıya geldik ve zile bastım.Uyuyordu.Kim olduğumu sordu ve ismimi söyledim."Daha sonra gelemezmisin?" diye sorması üzerine sadece kontratı imzalayıp gideceğimi söledim ve beni içeri aldı.Bu sırada Snorre sigarasını yakmış, merdivenlerde beni bekliyordu.Euronymous beni sinirli bir şekilde kapıda karşıladı.Kontratı O'na verdim ve artık iyice sinirlenmişti.Bana kapının eşiğini göstererek gitmemi söyledi.O'na doğru bir adım atınca iyice panikledi. Hareketleri, duruşu, bakışı garipleşmişti ve karnıma bir tekme attı.O'nu kapıya ittim ve biraz sersemledi.Tekmesinden etkilenmemiştim ama o anki şartlar içinde bile yaptıkları bana komik gelmişti.Karşımdaki , gecenin yarısında kendisini Bruce-Lee zanneden bir kaçıktı.Kendini döşemeden mutfak tarafına doğru attı.Mutfaktan bir bıçak bulacağına emindim.Eğer bir bıçak alırsa benim de bir bıçak bulmam gerekecekti.Getirdiğim bıçak ise kemerimi arabada unuttuğum için yanımda değildi.Cebimde 8 cm uzunluğunda başka bir bıçak daha vardı.üzerine atladım ve eline bir bıçak geçirmeden onu 4 yerinden bıçaklayarak kontrol altına aldım.Fakat bu sefer de başka bir silah bulmak için yatak odasına yönelmişti.Bu silahın Dead'in kendini öldürdükten sonra polislerin aldığı ve Euronymous'un geçenlerde geri aldığı tüfek olduğuna düşünüyordum (evinde tüfek veya bayıltıcı silah bulundurmadığını sonradan öğrendim).Kavga etmek için peşine düştüm fakat beni şaşırtıp daireden kaçmaya başladı. Kavgayı başlatıp kaçması benim sinirimi bozmuştu.aşağıya indiğimde Snorre sigarasını bitirmiş, ilgisice etrafa bakıyordu.O sırada Euronymous yarı çıplak ve birkaç yeri kanayarak koşuyordu.Hayalet görmüş gibiydi.Komşularının zillerine basıyor,kapılara vuruyor,yardım istiyordu.Snorre halen merdivenlerde olayları izliyordu. O, bu olayların bir parçası mıydı,bana saldırcak mıydı bunu bilmiyordum.Olacakları görmemek için koşarak merdivenleri inmeye başladı ve yanımdan geçmesine izin verdim.Çok korkmuşa benziyordu. Euronymous'u bıçaklamaya başladım.Dizlerinin üstünde duruyordu ve "artık yeterli" diye bağırmaya başladı.O'nu bırakıyordum ama bana tekrar tekme atmaya çalıştı.Bıçağı son kez alnının ortasına soktum ve oraya saplanarak kaldı.Çıkarmaya çalıştığımda bedeni öne doğru düştü ve merdivende bir patates çuvalı gibi yuvarlandı.Zaten yaptığı gürültüyle tüm komşularını uyandırmıştı. Onu öldürdüğüm için kendimi hiç de kötü hissetmemiştim.Eğer O'nu canlı bıraksaydım hayatım üzerine yeni bir girişimde bulunmasına izin vermiş olurdum.
Hapis Dönemi
Geri dönüşte polis kontrol noktalarına yaklaşmamak için şehir dışından döndüler. Varg kanlı giysilerini göle fırlattı ve gölde yüzerek temizlendi.saat 11:00 civarı eve ulaştı ve 20 dakikalık bir uykudan sonra gazeteciler ve televizyon kanalları Euronymous'un ölümüyle ilgili konuşmak için onun evine gelmişlerdi.Ertesi gün gazetelerde; "Conut Grischnackh en iyi arkadaşı Euronymous'u kaybettiği için çok hüzünlü" gibi haberlere yer verildi.
Polis artık Varg'dan şüphelenmeye başlamıştı.Etrafındaki kişilere sürekli birşeyler sormaya başlamışlardı.Snorre olayın şokunu hala atlatamamıştı ve Snorre'un garip hareketleri, tedirginliği polislerin de dikkatini çekti.Günlerce O'nu sorguladılar ve Snorre artık dayanamayarak Euronymous'u Varg'ın öldürdüğünü ve kendisinin de olay anında orda olduğunu söyledi.Polis raporlarında Snorre'un çok hassas bir kişiliğe sahip olduğu da yazılmıştı.Varg bir gece kulübünde eğleniyordu ve kapıdan çıktığı anda O'nu tutukladılar.Bir hücreye attılar ve yatacak bir şey bile vermediler. Sorularına düzgün cevaplar vermediği için bir hafta boyunca hücresinin ışığını hiç söndürmediler.Varg artık iyice zayıf düşmüştü ama polislerin ellerinde Snorre un anlattıklarının dışında bir bilgi yoktu.Polisin elinde aynı gece Varg gölde temizlenirken Snorre'un benzin istasyonundaki güvenlik kameralarıyla çekilmiş tek başına yakıt doldurma görüntüleri vardı.Varg istese Snorre u suçlu duruma düşürüp hapise attırabilirdi fakat bunu yapmadı.Polis suçunu itiraf etmesi için cesetin üstünde parmak izlerinin bulunduğunu da söylüyordu fakat Varg cinayet esnasında eldiven kullanmıştı. Sonunda herşey açıklandı ve olay açıklığa kavuştu.Snorre tüm olanları polise açıkladığı için hiçbir ceza almayacağını düşünüyordu.Varg da mahkemede Snorre'un olanlarla bir ilgisi olmadığını, sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunduğunu söylediyse de Snorre hiç payı olmayan bir suç yüzünden 8 yıl hapis cezası aldı.Gazetelerde Varg'ın Euronymous'un yerine lider(?) olmak için onu öldürdüğü yazıyordu.Hatta Varg'ın durumundan istifade eden bir gazeteci onun sakallarını fare kuyruğuna,kız çocuğu örgüsüne benzetip alay etmişti.Metal camiasındaki (Mayhem elemanları ve Fenriz hariç) herkes gazetedeki güç yarışı teorisine inanıp Varg'dan nefret etmeye başlamıştı. Varg; "Norveç mahkemesi beni 'Akıl almayan bir güdü ile Euronymous'u öldürmek' le suçladı ve Norveçteki en ağır ceza olan 21 yıl hapis cezasına çarptırdı.Bundaki mantık nedir anlamadım.Ben sadece kendimi kurtarmak için onu öldürdüm.Mahkeme O'nu 23 yerinden bıçakladığımı ve vücudunu paramparça ettiğimi söylüyordu.Fakat son vuruşu yaptığımda öldüğünü zaten biliyordum.Mücadele esnasında kendisini cam kırıklarına atması,duvarlara çarpması ve öldükten sonra merdivenlerde yuvarlanması bedeninde bir çok yaraya sebep olmuştu ve hepsinden beni sorumlu tutuyorlardı." diyordu. Mahkeme sonunda yargıçların Varg vikernes'ın şeytana taptığını söylemesi üzerine Varg ne tanrıya ne de şeytana taptığını söyledi.Jürideki bir papaz ise İSA'nın yardımıyla Varg'ın içindeki şeytanın dışarı çıkarılabileceğini söylüyordu.Bu esnada Varg sadece olanlar karşısında gülüyordu. Mahkeme ve hapis cezası için "Bütün bu olanlara karşı sinirliyim ama bir gün tekrar özgür olacağımı ve tekrar en tepede olacağımı biliyorum ve onlar gibi olmadığım için şükrediyorum. Yaşadığım şeyler sayesinde çok derin tecrübeler kazandım. Tüm bu olanlar bir şişmanla bir aptalın kavgasına benziyor.Şişman olan sürekli kilo verecektir ama aptal olan daima aptal kalacaktır" yorumunu yaptı. Varg artık hapishanedeydi ve buranın şartlarına alışmıştı.Varg; ''Norveç'teki hapishane sistemi çok gelişmiş ve Dünya standartlarının oldukça üstünde.Geldiğimden beri hiçbir sorunla karşılaşmadım, herhangi birisi de beni rahatsız etmedi. Günün 23 saati tek kişilik hücremizdeyiz. Kalan 1 saatlik süreyi ise yemek veya ekmek almak için turlayarak geçiriyoruz.Ayrıca, haftada bir kez kütüphaneye gitme hakkımız ve Haftada bir de ailelerimizle görüşme hakkımız var. Ailemle ilişkilerim çok iyi fakat belli ki kızım beni hiç tanımıyor ve bana yaklaşmaktan çekiniyor.Karımı sormayın çünkü ben hiçbirzaman kızımın annesiyle evlenmedim.
Her hücrede televizyon var.Kendi hücremde bir bilgisayarım var ve programlamacılık üzerine çalışıyorum.'' Burzum'un metal sahnesinden niye çekildiği sorulduğu zaman ise Varg şöyle diyor ''Bunun için birçok sebep var. Hapishaneden 2 albüm çıkarabildim fakat açıkça söylüyorum ki zahmetine değmedi.Zaten şu anda Black Metal adı altında anılan bir çok grupla birlikte anılmak istemiyorum.'' Hapisteyken bir çok Blackmetal dinleyicisiyle tanıştı. Televizyonda haftalık bir metal ve SMS programı oluyordu. Bir keresinde bu programı izleyen bir arkadaşı onu çağırdı ve SMS lerde sürekli Burzum dan bahsedildiğini ve çalınmasını istendiğini söylemişti.Varg televizyonun karşısına geçmişti fakat şovu sunan kişi Burzum'un bir videoklibi olmadığını söylüyordu. Dinleyicilerin SMS'lerle Dunkelheit videosunu söylemesi üzerine şovmen bu klibin çoktan unutulduğunu söylemişti. Artık radyolar da televizyon kanalları da Burzum'u boykot etmişti. Televizyonda rock müziğin tarihçesi ile ilgili bir seri vardı ve Blackmetal e gelindiğinde sadece Mayhem, Satyricon ve Darkthrone dan bahsedilmişti. Immortal ve Burzum'un sözü bile açılmamıştı. Diğer bir yandan hiçbir şirket Burzum albümlerini Norveç'te piyasaya sürmek için anlaşmaya girmiyordu ve Norveç'teki dinleyiciler artık Cd leri yurtdışından almaya başlamıştı. Burzum'a karşı ülke çapında kesin bir propaganda vardı.Varg bu durum karşısında ; ''Kanayan yaralar iyileşmediği sürece ben hafızalardan silinmeyeceğim ve görülüyor ki halen kanayanlar var.'' diyor.
Kaçma Girişimleri ve Suç Defteri
2003 yılına gelindiğinde Varg hapishaneden kaçma girişiminde bulundu fakat bu başarısızlıkla sonuçlandı.Çaldığı arabayla kaçarken polislere yakalandı.Olayın videoları piyasada vir çok sitede var.Yakalandığı zaman yanında bir AG3 ve 700 tane mermi bulundu.Sorgulamalarda suç ortaklarının ismini hiç bir zaman vermedi. - 1 kişi öldürmek - 3 kilise yakmak - Evinde yüksek miktarda (150 kg) patlayıcı (dinamit) bulundurmak. suçlarının üstüne - Hapishaneden kaçma girişiminde bulunmak - Otomobil hırsızlığı - Yasa dışı silah taşımak suçları da eklendi ve hapis cezası 14 ay daha artırıldı. Varg hapisten çıktığında Norveç'in herhangi bir yerinde küçük bir çiftlik satın alıp orada yaşayacağını, bilgisayar programlamacılığı ve kitap çevirmenliği yaparak geçineceğini söylüyor.
Vikernes'in Müzik Anlayışı Hakkında Ben müzisyenlerin %99 luk kısmını oluşturanlar gibi para veya kadınlarla eğlenmek için müzik yapmıyorum.Ne parayla ne de ünle ilgileniyorum.Sadece sıkıcı bir dünyadan ve ışıktan uzaklaşmak için karanlık bir müzik yapıyorum.
kaynak : http://www.ayyas.com/biyografiler/11526-burzum/
Posted at 03:45 pm by paladine
Permalink
Estatic Fear - Somnium Obmutum [1996]
Estatic Fear - A Sombre Dance [1999]
Avusturyalı grup Estatic Fear 1994 yılında kuruldu.Geleneksel doom/gothic melodileri ile klasik melodileri kaynaştırmasını çok iyi bilen grup ,aşırı karamsar melankolik doom- metal ile orkestra düzenlemeleri ve ud gibi otantik enstrumanları birleştirme yollarlı,flüt ve akustik gitralar ile kesinlikle çok çekici hoş bir hal almıştır.
İkinci albümleri ile grup tamamen Matthias Kogler projesine dönüşmüştür.Bu albüm için bir çok müzisyen kiralanmış ve A Sombre Danse albümü çok özlü bir albüm olarak piyasaya çıkmasına çalışılmıştır. Grubun vokalleri death,black,clean,dişi ve piyano,flüt ve çello gibi ensturmanlardan oluşması tam manasıyla sek bir doom metal grubu değil birçok farklı tarzı harmanlamasını ve kaynaştırmasını bilen bir grup olarak ön plana çıkmıştır.Albümlerinin akustik ve atmosferik olmssı ise doom yanını vurgulamaktadır
Jürgen "Jay" Lalik – vocals Thomas Hirtenkauf – vocals Klaus Kogler – lute Bernhard Vath – cello Markus Pointner (of Spearhead) – drums Claudia Schöftner – vocals Franz Hageneder – flute
Posted at 02:41 am by paladine
Permalink
|
 |
|
|
 |
|