 |
Friday, September 08, 2006
Alice In Chains Discography

1990 - Facelift 1992 - Dirt 1992 - Sap (EP) 1994 - Jar of Flies (EP) 1995 - Alice in Chains 1996 - Mtv Unplugged 1999 - Nothing Safe: Best of the Box 2001 - Greatest Hits
Pass : bunalti.com
Alice In Chains Biyografisi: 1987'de Seattle'da kurulan grup vokalde Layne Staley (ki kendisi hasta ruhlu insanlardan), gitar/vokalde Jerry Cantrell, basta Mike Starr ve davulda Sean Kinney'den oluşan kadrosuyla Black Sabbath etkileri taşıyan oldukça güçlü besteler yaptı. Önce Fuck ismini kullanan grup daha sonra bunun salakça olduğunu kanaat getirip Alice In Chains'de karar kıldı. 1990'da çıkardıkları ilk albümleri "Facelift" büyük başarı kazandı. Van Halen'la, Megadeth'le ve Almighty ile çıktıkları turneler ve Clash Of The Titans festivalinin açılış grubu olmaları ünlerini pekiştirdi. 1992'de önce "Sap" adlı yumuşak bir EP çıkardıktan sonra son derece bunalım bir albüm olan "Dirt"ü yayınladılar. Bu albümde Staley'in eski eroin problemlerinden bahsettiği şarkılar yoğun eleştri aldı. Staley her zaman ki tavrıyla bu eleştrileri umursamadı. "Dirt" amerika listelerine 6 numaradan girdi. Starr'ın yerine eski Ozzy Osbourne basçısı Michael Inez'in geçmesinden sonra Avrupa ve Amerika turnelerine çıktılar. 1994'te çıkardıkları "Jar Of Flies" EP'si Amerika listelerine 1 numaradan girdi ve bu listelerde zirveye çıkan ilk EP olma ünvanını kazandı..
Grup Elemanları
Vokal : Layne Staley (R.I.P) Gitar : Jerry Cantrell Bas gitar : Mike Inez Davul : Sean Kinney
Posted at 10:02 pm by paladine
Permalink
Red Hot Chili Peppers Discography
RHCP-Red Hot Chili Peppers [1984]
RHCP-Freaky Styley [1985]
RHCP-The Uplift Mofo Party Plan[1987]
RHCP-Mother's Milk [1989]
RHCP-Blood Sugar Sex Magik[1991]
RHCP-What Hits[1992]
RHCP-One Hot Minute[1995]
RHCP-Californication[1999]
RHCP-By The Way[2003]
RHCP-Stadium Arcadium[2006]
Red Hot Chili Peppers Biyografisi :
Anthony Keids,Michael Balzary (Sonradan Flea olacak) Hillel Slovak farklı yerlerden gelmişler,Fairfax lisesinde karşılaşmışlardı. Müzik derslerinde Hillel'in gitara,Michael'in trompete yatkınlığı ortaya çıkmıştı. Ama Anthony'nin herhangi bir enstürmana yatkınlığı yoktu. Bu yüzden Hillel ve Michael,Anthony'yi şiir yazmaya ittiler. Michael trompet çalarak funk müzik yapamayacağını anlayınca Hillel'in de yardmıyla bas gitara geçti (P.S: o zaman kim derdi ki bu adam geleceğin en iyi basçısı olacak diye) ilk olarak grubun adı "Los Faces" olark belirlendi. Basta Michael,gitarda Hillel ve vokalde de Anthony vardı. Kaydettikler ilk şarkının adı "The Organic Anti-Beat Box Band"di. Grup elemanları farklı lise grupları kurmaya başladılar. Bunlardan biri 1977de Hillel Slovak,Jack Irons,Alain Johainnes ve Todd Strassman'ın kurduğu "Chain Reaction"dı. Sonra grubun adı 1978de "Anthym" oldu ve Michael adını Flea olarak değiştirerek gruba dahil oldu. Kısa süre sonra da gruba Anthony Keids katıldı ve bu sefer grubun adı "What Is This" olarak değiştirildi. Striptiz kulüplerinde çıkıp underground'da adını duyurmaya başladığındaysa grubun adı "Tony Flow & The Miraculously Masters Of Mayhem"dı. Grubun kadrosu Anthony Keids,Hillel Slovak,Flea ve Jack Irons'dan oluşuyordu. "Çorap şov"larını ilk kez 80'lerin başında Kit Kat adlı bir striptiz kulübünde yaptılar. Cinsel organlarına taktıkları çorap dışında çırılçıplak sahneye çıkıp şarkılarını çalmışlarıdı.
Guptaki ayrılıkların en önemlisi bu dönemde yaşandı. Flea grubu bırakıp "Fear" adlı bir gruba geçti fakat geri dönmesi uzun sürmedi. 1983 yılında Flea'nın dönüşüyle grup "Red Hot Chili Peppers" adını aldı. (P.S:Anthony bu ismi seçerken Louis Armstrong'un 1920'lerdeki grubu Chili Peppers'dan esinlenmişti) Verdikleri kulüp konserleri kısa sürede EMI'ın kulağına gitti grup takibe alındı. Menajerler RHCPın sahne şovunu beğenince hemen sözleşmeler imzalandı ve ilk albümün çalışmalrına başlandı. İlk albümleri "The Red Hot Chili Peppers" büyük bir ticari başarıya ulaşmasa da kendi çaplarında bir fan kitlesi elde etmeleri için yeterliydi. Verdikleri Amerika turnesiyle underground kesimde oldukça ses getirmeyi başardılar. (P.S: What Is This grubuyla sözleşmeleri bulunan Jack Iron ve Hillel Slovak ilk albümde çalmadı onların yerini gitarda Jack Sherman ve davulda Cliff Martinez doldurdu) Fakat Red Hot Chili Peppers'ın çorap şovu,sansür kurulu PMRCnin dikkatini çekti ve kurul konserlerin iptal edilmesi için uğraşmaya başladı. 1000 dolar ödeyerek paçayı sıyırsalar da PMRC daha sonra da başlarına bela olacaktı.
Konserden sonra hemen ikinci albüm çalışmalarına başladılar. Bu sefer gitarda Hillel Slovak vardı. 1985'de "Freakey Styley" çıktı. (P.S:Freakey Styley funk'a yakın sound'ndan dolayı diğer albümlerden biraz daha farklı olarak değerlendirilir) Bu dönemde Cliff Martinez gruptan ayrıldı ve Jack Iron Gruba geri döndü. Bylece RHCP orijinal kadrosuna kavuşmuş oldu. O zamanki en başarılı RHCP albümüyse 1987'de yayınlanan "Uplift Mofo Party Plan" oldu.
Buna karşın grup üylerinin her birinin uyuşturucu kullanması konserlerin iptal olmasına neden oluyordu. Hillel ve Anthony'nin eroin bağımlılığı kritik bir noktaya gelmişti ve ikisi de bundan kurtulmaları gerektğinin farkındaydı. Birbirlerinden ayrı kalınca eroinden de uzak durabileceklerini düşünerek grubu dağıttılar. 27 Haziraz 1988'de Hillel Slovak evinde ölü bulundu. Jack Irons bu ölümü kabullenemeyeceğini söyleyerek gruptan ayrıldı. Anthony Keids ise bir süre sonra rehabilite görmeye başladı. 88 yılının sonunda Flea ve Anthony tekrar birleşme ve devam etme kararı aldılar. Gruptaki iki önemli boşluğu doldurmak kolay olmadı. Önce John Frusciante'yi buldular. John grubun hayranıydı ve gruba katılması teklif edildiğinde teklifi tereddütsüz kabul etmişti. Ama davulcu bulmak bu kadar kolay olmadı. Anthony ve Flea birçok davulcu denemelerine rağmen istediklerini bulamadılar. Sonra seçmlerde Chad Smith'le karşılaştılar ve Chad böylece gruba dahil olmuş oldu. Bundan sonraki ilk albümleri "Mother's Milk" büyük bir başarıya ulaştı. Bu albümün ilk single'ı "Knock Me Down" Hillel Slovak anısına çıktı. Bu albümden sonra RHCP,EMI'dan ayrılarak Warner Bros.'a geçti.
91 yılındaki "Blood,Sugar,Sex,Magic" albümse RHCPın underground'dan çıkıp mainstream'e geçişinin en büyük kanıtıdır. MTV'nin "Breaking The Girl"ü,"Give It Away"i,"Under The Bridge"i pompalaması,albümün 2 milyon üzerinde satmasını ve onları rock müziğin zirvesine oturtmasını sağlamıştı. Ama bunlar John Frusciante'nin mutlu olması için yeterli değildi. O da yavaş yavaş uyuşturucu batağına giriyordu. John 7 Mayıs 1992'de grubu terk etti. John'un ayrılığı grubu derinden sarstı ve karanlık döneme girildi. Grup ne olursa olsun müziğe devam edecekti. Dave Navarro gruba dahil oldu. 1995 yılında Dave Navarro'lu albüm "One Hot Minute" yayınlandı. (Biraz da ön yargıdan olsa gerek) bu albüm pek sevilemedi. "Aeroplane" ve "My Friends" single'larının satışları kötü değildi ama Blood Sugar Sex Magic"le karşılaştırılamazdı bile. 1998'deDave Navarro RHCP'ı bıraktığnı açıkladı. RHCP'da durumlar böyleyken John Frusciante de iyiye doğru gitmiyordu. Uyuşturucu kullanmaktan tanınmayacak bir hale gelmişti. İki solo albüm çıkarmıştı ama hayatı tehlkeye giriyordu. Dave Navarro ayrılınca gruba yeni bir gitarist alınması yerne John'un rehabilitasyon görüp gruba geri döndürülmesi için uğraşmaya karar verildi. 1998 yılında John gruba geri döndü ve grubun şimdi mevcut olan kadrosuna (bir daha hiç bozulmaması dileğiyle) tekrar kavuşuldu.
8 Haziran 1999'da çıkan "Californication" albümü John Frusciante'nin dönüşünü hemen belli ediyordu. Bu albüm büyük bir ticari başarıya da ulaştı. Californication 3 yılda 5 milyona yakın satmıştı. 2002 yılının Temmuz ayında By The Way albümünü çıkardılar. yeni şeyler deneyen grup bu albümüyle de listelerde iki numaraya kadar yükseldi.
Bu albümden sonra "Greatest Hits" ve "Live At Hyde Park" olarak iki albüm daha çıkardılar. "Greatest Hits" albümündeki iki yeni şarkı "History" ve "Fortune Faded" çok ses getirmese de bütün albümleri mevcut bulunan fanların greatest hits albümünü almaları için bir sebep oldu. Live At Hyde Park da iki CDlik Hyde Park'taki konser kayıtları olarak piyasaya sürüldü. (bu iki albümün alt arda çıkması biraz dinlenmeye ihtiyaçları olduğunu gösteriyordu sanki) Son günlerde de "Stadium Arcadium" adlı yeni albümlerini ve "Dani California" single'larını yayınladılar. Bu albüm için şimdiden birşey demek biraz zor gibi görünüyor. Zaman gösterecek albümün ne kadar iyi veya kötü olduğunu.
Bütün bu değişikliklere,sarsıntılı dönemlere rağmen RHCP ilk günkü gibi ayakta ve genç. Öyle görünüyor ki bu adamlar ölene kadar beraberler ve genç kalmaya devam edecekler. Ne diyebilirim,bütün kalbimle böyle kalmalarını ümit ediyorum...
Posted at 09:51 pm by paladine
Permalink

1974 - Rush 1975 - Fly By Night 1975 - Caress Of Steel 1976 - 2112 1977 - A Farewell to Kings 1978 - Hemispheres 1980 - Permanent Waves 1981 - Moving Pictures 1982 - Signals 1984 - Grace Under Pressure 1985 - Power Windows 1987 - Hold Your Fire 1989 - Presto 1991 - Roll the Bones 1993 - Counterparts 1996 - Test for Echo 2002 - Vapor Trails 2004 - Feedback 2007 - Snakes And Arrows
Live Albums 1976 - All The World’s a Stage 1981 - Exit..Stage Left 1988 - A Show of Hands 1998 - Different Stages : 1 / 2 2003 - Rush In Rio : 1 / 2 2005 - R30 : 1 / 2 / 3
passwords : bunalti.com
RUSH
1968 yılında toronto, kanada'da kurulmuş, british glam rock ile başlayıp hard rock ve en nihayetinde progresif rock tarzında kendine has soundu, şarkı sözleri ve konsept albümleri ile rock tarihinin en uzun süreli gruplarından biri olmuş üçlü. grubun şimdiki kadrosu vokal ve bas gitarda geddy lee (gary lee weinrib), geri vokal ve gitarda alex lifeson (alexander zivojinovich) ve davulda neil peart'tir (neil ellwood peart) geddy lee, nazi soykırımından sağ kalmış bir yahudi ailenin çocuğu olarak 29 temmuz 1953'te toronto'da doğar. sahne ismini, esas ismi olan gary'i geddy olarak telaffuz eden büyükannesinden alır. geliştirdiği bas gitar tekniğiyle aralarında steve harris (iron maiden), john myung (dream theater), les claypool (primus) ve cliff burton (metallica) gibi birçok bas gitariste ilham kaynağı olmuştur. Alex lifeson, sırp göçmeni bir ailenin çocuğu olarak ise 27 ağustos 1953'te fernie, british columbia'da doğar. lifeson ismi, gerçek soyadı olan zivojinovich'in ingilizcedeki karşılığıdır.
neil peart ise 12 eylül 1952'de hagersville, ontario'da dört çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelir. babası çiftlik makineleri üreten bir markanın parça müdürüdür. küçük neil'in müziğe olan ilgisi, aldığı ilk transistörlü radyo ile civardaki şehirlerin istasyonlarını dinlemesiyle başlar. onüçüncü yaş gününde annesiyle babasının hediye ettiği davul setine bir daha hiç kalkmamak üzere oturur ve ilk zamanlarında peninsula konservatuarında don george'dan dersler alır.
rush eylül 1968'de gitarda alex lifeson, bas ve vokalde jeff jones, davulda ise john ratsey olarak kurulur. lifeson'un okuldan arkadaşı geddy lee kısa bir süre sonra jones'un yerini alır. birkaç değişiklikten sonra kadro yerine oturur ve erken dönem konserler başlar. bu aralarda ilk birkaç konserini izleyen ray daniels grubun menejerliğini de üstlenir.
ilk zamanlarında okullarda ve toronto'nun kulüp ortamlarında ısınma turları atarken cream gibi gruplardan etkilenip o zamanın blues ağırlıklı rock şarkılarını çalarlar. buddy holly'nin not fade away'inin elden geçirilmiş halini 1973 yılında ilk single'ları olarak piyasaya sürerler. single'in b yüzünde ise ilk şarkıları you can't fight it yer alır. pek ses getirmeyen bu ilk single'dan sonra kendileri ile çok ilgilenmeyen plak şirketlerinden ayrılırlar ve kendi şirketleri moon records'u kurarlar. ray daniels ve aralarına yeni katılan terry brown'un yardımlarıyla ilk albümleri için stüdyoya girerler.
ertesi sene ise kendi isimlerini taşıyan ilk albümleri piyasadadır: rush. albüm dönemin tipik pop esintili hafif blues-rock tarzını yansıtır. şarkıları ilk kez dinleyen birisi rahatlıkla led zeppelin'in elinden çıkmış olduğunu düşünebilir. neil peart'ın eksikliğinin hissedildiği bu albüm ilk zamanlarda kimsenin dikkatini çekmez. ta ki cleveland, ohio'daki wmms radyo istasyonundaki bir dj donna halper working man'i playlist'ine ekleyene kadar. çalışan kesimi anlatan bu şarkının gördüğü ilgi üzerine mercury records albümü amerika'da tekrar basar.
erken kazanılan başarı ve beraberinde getirdiği turne yükü davulcu john rutsey'in gözünü korkutur, şeker hastalığını da bahane eder ve gruptan ayrılır. amerika turnesinin başlamasına çok az bir zaman kalmıştır ve aceleyle yeni bir davulcu arayışına girilir. grubun davulcu seçmelerine neil peart de katılır. bir tanıdığının haber vermesiyle o zamanlar davulcu arayışı içinde olan rush isimli bir grubun stüdyosuna gitmeye karar verir. peart'e göre o gün tam bir felakettir. okudukları kitaplar ve hoşlandıkları şeyler bazında geddy ile kaynaşsalar da alex pek memnun değildir. geddy, the who'nun keith moon'unu andıran ingiliz tarzı tekniğiyle aslında aradıklarının tam da neil olduğunu alex'e kabul ettirir.
neil resmi olarak 29 temmuz 1974'te gruba katılır, çıkacakları amerika turnesi için artık önlerinde sadece iki haftaları vardır. plak şirketlerinin verdiği avansla kendilerine ekipman düzerler. ilk konserlerinde, pittsburgh, pennsylvannia'da 11,642 kişinin önünde seyirciyi uriah heep ve manfred mann'a hazırlarken yeni ekipmanlarını kullanırlar.
peart'ın dahil oluşuyla 1975 senesi yüksek bir tempoda geçer. ardarda iki plak çıkar, fly by night ve caress of steel. fly by night'ın kendi ismini taşıyan şarkısı ve kapanış şarkısı olan in the end zeppelinvari tınılar taşırken sekiz dakikalık by-tor & the snow dog; 2112 ve cygnus x-1 gibi şarkıların habercisiydi ve dinleyiciler neil peart'ın şarkı sözleri ile tanışıyorlardı. çok geçmeden yeni plak çıkagelir. grubun kendi adına (ve tabi plak şirketi adına) büyük bir patlama yapacakları umuduyla piyasaya sürdüğü yeni albüm beklentileri boşa çıkarır ve büyük balon bir anda söner. peşi sıra çıktıkları amerika turnesi nispeten küçük konser salonlarında gerçekleşir. albüm rush'ın ilk progresif rock tohumlarını taşımasına rağmen günümüze kadar gelecek olan rush soundundan henüz uzaktır.
plak şirketlerinin bundan sonra daha piyasa beklentilerine yönelik işler çıkarmaları isteğine kulak tıkayan rush 1976 yılında kendi bildiğini okur. ilk iki albümdeki hard rock soundları bir yana, bu sounda alışmış ve caress of steel'in progresif rock sounduna şaşırmış hayranlarını daha da şaşırtarak fütüristik konseptli ve neil peart'ın destansı şarkı sözleriyle epik bir anlatıma kavuşturduğu 2112'yi piyasaya çıkartır. 2112 yılında teknolojinin esiri olmuş yaşamları anlattıkları yedi bölümlük toplam 20 dakikalık şarkıyla bundan sonraki tarzlarının hangi açıda olacağına artık tamamen karar vermişlerdir. artık enstrümanları üzerindeki hakimiyetlerini iyice pekiştiren grup kariyerleri boyunca hep yapacakları gibi hayranlarını düşünürler ve amerika'da ilk 40'a giren ilk konser albümleri çift plaklık all the world's a stage'i yayınlarlar.
üretkenliğinden taviz vermeyen grup 1977'de a farewell to kings'i yayınlar. albüm hem amerika'da hem de ingiltere'de listelerde ilk 40'a girer ve amerika'da altın plağa kadar yükselir. bu albüm ve bunu takip eden 1978 çıkışlı hemispheres rush'un progresif soundunun nasıl oturduğunun bir göstergesi gibidir. müziğin içinde yavaş yavaş yerini bulan synthesizer'lar, en az 10'ar dakikalık konsept şarkılar, şarkı içinde kullanılan farklı ve değişken ölçüler rush'un tipik soundunun bir parçası haline gelmiştir. müzikal paletlerini geliştirmek adına alex 6 ve 12 telli akustik ve klasik gitarlarda kendini geliştirir, geddy synthesizer ve klavye modellerini geliştirir, neil de davul kitine eklediği farklı parçalarla farklı sesler arayışı içine girer.
1970'lerin sonlarına yaklaşıldığı ise 80'ler döneminde her grubun girdiği değişim süreci ister istemez rush'u da etkileyecektir. uzun, sert, konsept şarkılar yerini daha yumuşak ve daha kısa kompozisyonlara bırakır, klavye müzikte daha fazla etkilirdir, gitar ve davul tonları değişir.
1980'le beraber gelen permanent waves değişim rüzgarlarından etkilenen rush'un yeni soundunu gözler önüne serer. daha önceki uzun ve ulaşılması zor şarkılarına nazaran dinlemesi daha kolay ve kısa şarkılar radyolar tarafından da beğenilir. dj'lerin sıkça çaldığı, grubun şimdiye kadarki en büyük hitlerinden spirit of radio ve freewill sayesinde albüm amerika'da ilk 5'e kadar yükselir. soundlarına reggae, new wave gibi tınıları ekleyen grup ayrıca şarkı sözlerinde de fantastik temalardan yavaş yavaş vazgeçip toplum, insanlık, sosyal hayat, duygular, metafizik gibi yeni konulara yönelir.
1981'in moving pictures'ı bir önceki permanent waves'i kaldığı yerden takip eder. grubun en son uzun metrajlı şarkısı, the camera eye ve en çok bilinen şarkıları tom sawyer bu albümdedir. yoğun turne programlarından sonra evlerine dönüş psikolojilerini bavullarında gördükleri toronto havaalanı'nın kodu olan yyz etiketine gönderme yapan aynı isimli enstrümantal şarkılarında anlatırlar.
4 albümlük ikinci seri de bitmiştir artık. hayranlar sabırsızdır. yeni bir konser albümü gecikmez. 1981 tarihli çift plaklık exit… stage left yine hayranları düş kırıklığına uğratmaz. sekizinci albümüne ulaşmış bir mega grubun eski işlerini canlı dinlemek isteyenler albümü listelerde üst sıralara taşır. ilk dört albümü erken dönem, ikinci dört albümü de progresif rock dönemi olarak adlandıracak olursak sekizinci albümden sonra girilen yeni dönemi de synthesizer dönemi olarak adlandırabiliriz.
bu dönemin ilk meyvesi 1982 çıkışlı signals'tır. açılış parçası subdivisions, sosyal konulara eğilmeye başlayan neil peart'in yazdığı en iyi sözlerden birisidir. klavyeler öne çıktıkça gitarın etkisi de azalmıştır. bunun en basit örneği, çok kısa ve temel birkaç metoddan oluşan subdivisions'taki gitar solosudur. albüm, rush'ın ilk top40 pop hiti new world man'i barındırır, ayrıca deneysel digital man, the weapon ve chemistry içlerindeki ska, reggae ve funk etkileri ile grubun müzikal çerçevesini genişletir ve grubun 80'lerin sounduna kolayca adapte olduğunu gösterir. bu yeni yolda ilerlemeye kararlı olan rush, signals'daki işlerinden memnun olmadıkları terry brown ile 1983'te yollarını ayırır.
yeni dönemin ikinci albümü, 1984 çıkışlı grace under pressure beraberinde birkaç yeniliği de getirir. geddy lee'nin teknolojinin son ürünü sequencer ve synthesizer'larının yanında neil peart de elektronik davul kiti kullanmaya başlar. konser videolarında arkasında neredeyse görünmez olduğu devasa seti neredeyse tamamlanmıştır artık. supertramp ve paul mccartney gibi isimlerle çalışmış olan peter henderson artık mikserin başındadır. gitarların biraz daha geriye itilip, sadece itici güç olarak görevlendirdiği bu albümde klip destekli distant early warning nükleer tehdide değinirken, red sector a toplama kamplarını, afterimage ise grubun yakın zamanda kaybettiği bir arkadaşlarını anlatır.
synthesizer döneminin son iki albümü peter collins'in prodüktörlüğünde çıkar. 1985 çıkışlı power windows ve 1987 tarihli hold your fire. geddy lee'nin multi kanal elektronik soundu artık iyiden iyiye gitarı geri planda sade bir bas gitar konumuna itmiştir. alex de bu dönemde birçok gitarist gibi ekoyla kuvvetlendirilmiş kaygan sounduyla gitarını minimal bir şekilde çalmaktadır. kendinden önceki beş albüm platin plağa ulaşırken hold your fire altın plakta kalır. bunun üzerine grup 1988'de mercury'den atlantic'e geçer. Aynı yıl mercury tarafından geleneğin üçüncü halkası, a show of hands piyasaya sürülür.
yeni dört yıllık periyodun ismi köklere dönüş dönemidir. 90'lara yaklaştıkça synthesizer'larını rafa kaldıran gruplara rush da katılır. prodüktör koltuğunda rupert hine ile birlikte çıkardıkları iki albümle 80'lerdeki soundlarından ayrıldıklarını gösterirler. 1990 çıkışlı presto ile kompozisyonlarındaki synthesizer etkisi azalır ve şarkıların temelini yine gitar riffleri almaya başlar. synthsizer döneminden henüz çıkmış oldukları için ve yine 90'ların başlarında oldukları için soundları pop rock sınırlarında gezinir. grubun en iyi kotardıkları şarkılarından saydıkları the pass ve radyo dostu presto bu albümden çıkar.
1991'in roll the bones'u müzikal yaklaşım olarak synthesizer ve sequencer gibi enstrümanlardan uzak, üç enstrümanlı bir rock yaklaşımıyla kotarılmıştır. pop rock soundundan henüz pek uzaklaşmamış olsalar da tipik bir rush yaklaşımıyla farklı müzik tarzlarından dokunuşlar yapmaya devam ederler. hip hop etkileşimli roll the bones ve 10 yıl gibi bir aradan sonraki ilk enstrümantalleri where's my thing?'deki caz paternleri gibi. ölüm temasına dokundurdukları birçok şarkıyla rush'un en karanlık sözlerine sahip albümü budur.
bundan sonra gelen iki albüm, sırasıyla 1993'ün counterparts'ı ve 1996'nın test for echo'su öncekilere nazaran gitara daha dayalı bir kompozisyon içindedirler. müzikal anlamda bu iki albüm rush'ın en çok gitar temelli iki albümüdür. 90'ların ikinci yarısına girildiğinde artık progresif rock fosilleşmeye yüz tutmuştur. rush da artık progresif rock grubu değildir, ama yine de ortalama bir rock grubuna göre müzikal anlamda çok daha maceraperest bir yaklaşımı sürdürür. time and motion'daki değişken ölçüler ve enstrümantal limbo'daki kompleks pasajlar buna örnektir. Son dönemlerinde alex ve geddy'nin tekniklerinde herhangi bir değişim gözükmemesine karşın, neil counterparts ve test for echo arasındaki boşluktan faydalanarak caz bateristi freddy gruber'den ders alır ve caz ve swing tarzında kendini geliştirir.
test for echo turnesi bittikten sonra 1997 yılında neil peart bir aile faciası yaşar. kısa aralıklarla kızını ve eşini kaybettikten sonra grubu bırakmayı düşünür. grup için 5 yıllık sessizlik süreci de böylece başlamış olur. bu arada 1998 yılında neredeyse dağılmanın eşiğinden dönen grup dördüncü konser kaydını yayınlar: üç plaklık different stages. neil peart hayatını düzene sokmak ve kafasını rahatlatmak amacı ile motorsikletle birkaç amerika turu yapar. nihayetinde 2000 yılında tanıştığı fotoğrafçı carrie nuttall ile evlenir. 5 yıllık bu dönemde boş durmayan alex ve geddy de birkaç solo çalışma ile parmaklarını sıcak tutmaya devam ederler.
tekrar evlenen ve hayatını tekrar düzene sokan neil 2001 başında gruba yeniden döner ve artık stüdyoya girmek için hazır olduklarını belirtirler. yeni dönemin ilk meyvesi hazırdır: 2002 çıkışlı vapor trails. eski ve yeni hayranların dikkatini çekmek için ilk single olarak kuvvetli ve sert gitar ve davul tonlarına sahip one little victory seçilir. ağırlıklı olarak sert bir rock soundu içeren albüm yer yer progresif yer yer de soft rock etkileşimli öğeler barındırır. 1970'lerin başından beri kayıt esnasında tek bir tuşlu çalgı, synthesizer veya klavye barındırmayan ilk ve tek rush albümü budur. 14 aylık stüdyo periyodu ile en uzun soluklu rush albümüdür, geddy lee'ye göre bunun sebeplerinden birisi de artık yaşlanmış olmaları ve enstrümanları çalmayı hatırlamak için stüdyoda uzun süreler kalmaları gerektiğidir. neil'in şarkı sözü yazarlığı bu sefer odağını 11 eylül olaylarına çevirir, (peacable kingdom) hayatını rayına koyduğu tedavi sürecini hayranlarıyla paylaşır (ghostrider). Grup, müzikal kariyerlerinin yaklaşan 30. yılında daha önce hiç gitmedikleri şehirleri de kapsayan bir dünya turnesine çıkar. ilk kez gittikleri brezilya'da sırasıyla porto alegre'de 40bin, sao paolo'da 60bin ve rio de janeiro'da 40bin kişiye, toplamda ise bir ülkede 140bin seyirciye ulaşarak kariyerlerinin rekorunu kırarlar. dünya turnesinin son ayağı olan rio konseri filme alınarak grubun ilk dvd'si olarak 2003 sonlarına doğru rush in rio ismiyle çift cd'lik bir set olarak piyasaya çıkar. aynı konser beşinci konser albümleri olarak da cd formatında da raflardadır.
30. yıl kutlamalarının ilk ürünü, 2004 ortasında onsekizinci stüdyo albümleri olarak piyasaya çıkar: feedback. grup 30 yıllık kariyerlerinin gönül borcu olarak etkilendikleri isimlerin şarkılarını yorumlarlar ve ilk cover albümlerini yayınlarlar. albümde cream, the who, the yardbirds gibi grupların şarkılarını kendine has tarzlarıyla yorumlarlar. ikinci ürün ise 2004 yazında çıktıkları 30. yıl turnesinin almanya ayağında, 24 eylül 2004'te frankfurt'ta verdikleri konser yine filme alınır ve 22 kasım 2005'te r30 ismiyle çift dvd'lik ve ekstra cd'lik bir set olarak piyasaya çıkar.
rush 2006 yılında da boş durmaz ve önceki üç konser videosunu (exit… stage left, grace under pressure ve a show of hands) toplar, dvd formatında elden geçirir ve rush replay x 3 ismi ile çift dvd ve bir cd'lik set olarak piyasaya sürer.
Posted at 10:35 am by paladine
Permalink
Thursday, September 07, 2006
Dark Tranquillity Discography
 Dark Tranquillity - Skydancer [1993]
Dark Tranquillity - The Gallery [1995]
Dark Tranquillity - The Mind's I [1997]
Dark Tranquillity - Projector [1999]
Dark Tranquillity - Haven [2000]
Dark Tranquillity - Damage Done [2002]
Dark Tranquillity - Character [2005]
Dark Tranquillity - Fiction [2007]
password : bunalti.com
Ülke : İsveç Tür : Death Resmi Sitesi: http://www.darktranquillity.com Elemanlar : Mikael Stanne: Vokal Martin Henriksson: Gitar Niklas Sundin: Gitar Michael Nicklasson: Bas Gitar Anders Jivarp: Bateri Martin Brändström: Klavye
1989 yılının başlarında vokalist Anders Friden, gitarist Niklas Sundin, ritim gitarist Mikael Stanne, bas gitarist Martin Henriksson ve baterist Anders Jivarp bir araya gelip "Septic Broiler" adında bir thrash metal grubu kurdu. 1990 yılında "Enfeebled Earth" adlı bir demo kaset hazırladıkları sırada grup aninden fikir değiştirip demo çalışmasını bıraktı. Adını "Dark Tranquillity" olarak değiştirdi ve death metale geçti.
1991 yılında grup ilk çalışmaları olan "Trail of Life Decayed"ı çıkardı. 1992'de ise "A Moonclad Reflection" adını verdikleri bir EP hazırlayıp bunu da çıkardı. Bu EP albüm 1500 sattı. Grubun müziği, her ne kadar death metal yapsalar da, 80'lerden gelen klasik thrash müziğinin öğeleriyle gitar harmonilerinin bir karışımı gibiydi.
1993 senesinde grup "Skydancer" albümünü hazırlayıp piyasaya sürdü. Bu albümde misafir sanatçı olarak Anna Kajsa Avehall vokalde gruba yardım etti. İki sene sonra yeni albüm "Of Chaos And Eternal Night" geldi. Albüm çıktıktan sonra Anders Friden gruptan ayrıldı ve Mikael Stanne vokalist rolünü üstlendi. Gitar boşluğunu da Friedrik Johansson'u gruplarına alarak kapattılar. Yeni kadroyla "The Gallery" albümünü yaptılar. Albüm beğeni topladı ve gruba büyük bir başarı kazandırdı.
Çıkışını sürdüren Dark Tranquillity 1996 senesinde yeni bir albüm için kolları sıvadı ve "The Mind's I" isimli albümü yaptı. Bu albümde Andres Friden, Michael Nicklasson ve Sara Svensson misafir vokalist olarak yer aldı. Albüm özellikle güçlü vokal kadrosuyla gruba yine başarı getirdi. Üç senelik bir aradan sonra ise "Projector" isimli yeni albüm çıktı. Bu albümde grup tarzını biraz değiştirip sound'una elektronik müzikler kattı ve melodik death stilinden biraz uzaklaştı. Albüm, grubun hayranları tarafından biraz kuşkuyla karşılansa da yine istenilen başarıyı gösterdi ve dinleyenleri tatmin etti. Grup bu albümden yine bir kadro değişikliğine gitti. Johansson gruptan ayrıldı. Michael Nicklasson bas gitarist, Martin Brändström klavyeci olarak gruba katıldı. Martin Henriksson ise gitara geçti. Ve yepyeni kadroyla 2000'de "Haven" albümü çıktı. Bu albümde de grup elektronik öğeler kullanmaya ve klasik death metal tarzından uzaklaşmaya devam etti. Bu yeni albüm de rahat rahat hem basından hem dinleyenlerden geçer not aldı.
Bir sonraki albüm 2002 senesinde çıktı. Adı "Damage Done" olan bu albümde grup tam olarak köklü bir geri dönüş olmasa da eski müziklerini anımsatan bir tarz kullandı.
Grubun son çalışması ise 24 Mayıs 2004'te piyasaya çıkan "Exposures In Retrospect And Denial". İlk dönemlerinde çıkardıkları demo ve EP parçalarının bulunduğu bu albümde grubun "Trail Of Life Decayed" (demo-1991) ve "A Moonclad Reflection" (EP-2002) gibi eski çalışmalarının yeni düzenlemeleri bulunuyor.
Dark tranquillity 2005 yılında Character isimli albümünü, Ardından 2007 de Fiction adlı albümlerini piyasaya sürdüler.
Dark Tranquillity - Character (2005)
Gothenburg tanrıları bizi en son salladığından bu yana yaklaşık 3 sene geçti. Tabi bu üç sene içinde boş durmadılar ve "Live Damage" adlı DVD'yi de piyasaya çıkardılar hatta yetinmeyip üzerine onbeşinci yılları şerefine "Exposures.." albümünü de çıkararak Century Media ile tekrar anlaştılar.. Bir başka deyişle oldukça yoğun bir ara oldu Dark Tranquillity için. Şunu da hatırlatmakta da fayda var ki Character albümü kaydedileli yaklaşık bir sene oldu fakat grup o sıralar kendisine uygun bir firma arayışında olduğu için elde bekletiliyordu. İnanın beklediğinize değecek bir albüm çıktı piyasaya.. En azından benim beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir albüm..
Dark Tranquillity'nin yaptığı en iyi üç albümden biri belki de yaptığı en iyi albüm diyebilirim. Albüm hakkında genel bir yorum yapacak olursam; The Mind's I'dan, Damage Done'a kadar olan tüm albümlerden bir parça bulabilirsiniz içinde.. Albümün açılış şarıkısı 'The New Build' girişi, riffleri ve temposu ile 90'lı yılların tipik İsveç extreme metale tadında yapılmış bir şarkı.. 'Through Smudged Lenses" ilk şarkıdaki klasik periyot ile, daha modernize edilmiş atmosferik öğelerin kullanıldığı bir geçiş şarkısı gibi. Yani Dark Tranquillity'nin son albümlerindeki şarkı yapısına sahip.. 'The Endless Feed' ise daha progresif, daha deneysel ve grubun çizeceği yol hakkında bize oldukça fazla ipucu veren bir şarkı.. 'Lost to Apathy' için ise kendi başına tüm albümün özetini çıkaran şarkı diyebilirim; oldukça ağır riffler, süratli geçişler, çok ustaca ve kurnazca yapılmış aranjman.. Tabi bir de benim iki favori şarkım inanılmaz melodilere sahip 'My Negation' ve özellikle 'Dry Run' var.. Her iki şarkı da, Dark Tranquillity'den uzun süredir duyamadığımız bir ahenge sahip ama 'Dry Run'da bulunan, şarkının nakarat kısmının duygusu inanılmaz güçlü ki bu duygu yoğunluğuna The Mind's I ve Projector albümlerinde rastlamaktayız..
Değişim sadece şarkı yapılarında ve melodilerde gerçekleşmemiş elbette. Bu albüm, grup elemanlarının performansı ve ses kalitesi olarak da büyük farklılıklar göstermekte bize.. Mesela; Martin Brandström'ün klavyedeki görevi artık sadece atmosfer yaratmakla kalmamış tüm albümü çevreleyen bir kabuk halini almış ve albümü feci güçlendirmiş durumda, klavyenin bu kadar çok ön plana çıkmasından hoşnut olmayan beni bile susturabilmiş bir performans sergilenmiş.. Gitarlar her zamankinden daha temiz ve daha ağır, bateri çok agresif ve tüm albümde genel olarak bir sinir ve şiddet hakim.. Mikael Stanne zaten muhteşem olan vokalini daha da geliştirmiş. Albümde, black/death karışımı süper bir vokal performansı sergiliyor ve growl'u şaşırtıcı derecede etkileyici.. Bunlara ek olarak Niklas Sundin çizimi muhteşem bir kapak ve sanat çalışması olduğunu da belirteyim..
Sonuç olarak Character mutlaka ama mutlaka her metal dinleyicisinin arşivinde bulunması gereken bir albüm.. Dark Tranquillity çıkardığı her albümle evrimine devam ediyor ve görünüşe göre hiçbir şey veya hiç kimse onları durduramayacak..
Posted at 11:07 pm by paladine
Permalink
Wednesday, September 06, 2006

1985 - Killing Is My Business And Business Is Good 1986 - Peace Sells But Who’s Buying 1988 - So Far,Soo Good….So What? 1990 - Rust In Peace 1992 - Countdown To Extinction 1993 - Singles Collection : 1 /2 1994 - Youthanasasia 1994 - Hidden Treasures 1996 - MD 45 1997 - Cryptic Writings 1999 - Risk 2000 - Capitol Punishment 2001 - The World Needs A Hero 2002 - Still Alive And Well 2002 - Rude Awakening : 1 / 2 2004 - Hell Wasnt Build In A Day 2005 - Greatest Hits 2005 - The System Has Failed 2007 - United Abominations
pass : bunalti.com
Megadeth...Onlar bir döneme damgasını vurmuş bir trash metal Topluluğu... Türkiye'de ve Dünya'da milyonlarca fan kitlesini peşinden sürüklemiş ve dağılma kararlarıyla son yıllarda yaprak dökümü yaşayan Rock dünyasından bir yıldız daha kaymıştır."
1983 yılı Nisanında Dave Mustaine ile Lars Ulrich arasındaki yumruklaşma Heavy Metal tarihinin dönüm noktalarından biri olacaktır.METALLICA'nın ilk kadrosunda yeralan Dave, Lars ile düştüğü anlaşmazlık sonucu bir hafta içinde METALLICA'dan ayrılır.Ardından Kirk Hammet EXODUS'tan ayrılarak Dave'in yerine gelir. Ve Dave bass gitarist David Ellefson ile birlikte gitarist Kerry King ve baterist Lee Rash'ı da alarak MEGADETH'i kurdu.Kerry King turne boyunca MEGADETH ile birlikte çaldı daha sonra SLAYER'a geri döndü.Lee Rash'ın yerine Gar Samuelson geldi.Kerry King'in boşluğunu dolduran isim ise Chris Poland oldu. 1984 Kasımında MEGADETH Combat Records ile anlaşma yaptı ve Mayıs 1985 te ilk albümleri 'Killing is my business...and business is good'isimli albümünü çıkardı.
1986 da METALLICA basçısı ve Dave'in yakın arkadaşı Cliff Burton turnede bir otobüs kazasında öldü.Kasım ayında MEGADETH 'Peace Sells... but Who's Buying?'albümü çıktı.OVERKILL MEGADETH'in 'Wake up Dead' turnesinin açılışını yaptı.Bu turnede Chris Poland ve Gar Samuelson Hawaii'deki son konserden sonra gruptan atıldı. Chuck Behler baterist olarak MEGADETH'e katıldı.Bu arada MALICE'ten Jay Reynolds Chris'in yerine uygun biri bulunana kadar(Jeff Young)MEGADETH'e yardımcı oldu. 1988 Mart ayında 'So far,so good...So what?'albümü fanların beğenisine sunuldu.Ve MEGADETH 'Decline of Western Civilization
2:The Metal Years kitabında yer aldı.Ağustos ayında MEGADETH,KISS ve IRON MAIDEN ile birlikte Castle Donnington'u çaldı ve 'Monsters of Rock' turnesinin açılışını yaptı. ve Chuck ve Jeff için MEGADETH macerası sona erdi,gruptan atıldılar.Bunun üzerine Nick Menza baterist olarak gruba katıldı.
1990 Şubat ayında Marty Freidman lead gitarist olarak MEGADETH'a katıldı ve Ekimde MEGADETH'in 'Rust in Peace' albümü çıktı. Nisan 1991 de ise Dave Mustaine,Pamela Anne Casselberry ile evlendi.Hemen akabinde 'Rusted Piece' videosu çıktı.Temmuzda MEGADETH'in 'Go To Hell' parçası 'Bill and Ted's Bogus Journey' soundtrack albümünde yeraldı.
1992 Mayıs ta ise MEGADETH'in 'Breakpoint' adlı şarkısı 'Super Mario Bros.' Soundtrack albümünde yeraldı.Temmuz da MEGADETH 'Countdown to Extinction' albümünü yayınladı.Kasımda 'Exposure of a Dream' videosu çıktı.Ve Dave'in oğlu Justis(yerinde olmak için neler vermezdim...) dünyaya geldi. 1993 yılı ise MEGADETH için yine bir turneler yılı oldu.Dave DIAMOND HEAD'in 'Death and Progress'te ziyaretçi katılımcı olarak bulundu.
MEGADETH,DIAMOND HEAD VE METALLICA ile Milton Keynes Bowl'da sahne aldı. MEGADETH,IRON MAIDEN'in Avrupa turnesinde birkaç gün bulundu.AEROSMITH 'Get a Grip'isimli Amerika turnesinden MEGADETH'i kovdu yerine JACKYL geldi.PANTERA, MEGADETH'in 'Countdown to Extinction' turnesinin açılışını yaptı.Haziranda MEGADETH'in 'Angry Again' adlı şarkısı 'Last Action Hero' soundtrack albümünde yeraldı.Kasımda '99 Ways to Die' parçası 'The Beavis and Butthead Experience soundtrack albümünde yer aldı.
Halloween tatilinde, MEGADETH Youthanasia albümünü çıkardı ve MTV'nin "Night of the Living Megadeth" programında çaldı.Ekim ayında MEGADETH 'Nativity in Black:A Tribute to Black Sabbath' albümü için Paranoid şarkısını coverladı. 1995 Mart ayında 'Hidden Treasures' adlı derleme albümü Avrupa'da yayınlandı.Mayıs'ta 'Evolver:The making of Youthanasia' videosu çıktı.Temmuz'da 'Hidden Treasures' Amerika ve japonya'da yayınlandı. 1996 da David Ellefson'un oğlu Roman Alexander doğdu. 1997 Haziran ayında MEGADETH 'Cryptic Writings' albümünü çıkardı.MEGADETH'in 'Almost Honest' remixi Mortal Kombat
Annihilation soundtrack albümünde yer aldı. 28 Ocak 1998 ta Dave'in kızı Electra doğdu.MEGADETH 'Ozzfest '98' de sahne aldı.Temmuzda Nick Menza ile yollarını ayırdılar.Jimmy De Grasso hemen ardından MEGADETH'e katıldı.23 Ekim'de David Ellefson'un kızı Athena doğdu. Ve 1999 MEGADETH'e altın plak ödülünü getirdi.31 Ağustosta 'Risk' albümü yayınlandı bir ay sonra ise MEGADETH altın plak aldı.
SAVATAGE'tan Al Pitrelli 2000 yılına MEGADETH'te merhaba dedi.Pitrelli'nin katılımıyla grup 10.albüm için çalışmalara başladı.MEGADETH Capitol Recodrs ile iş ilişkilerini bitirdi.Sanctuary Records ile anlaştı.'Kil the King' Rock Radio'da 1 numarada giriş yapan en iyi şarkı seçildi.MEGADETH 'Capitol Punishment:The Megadeth Years' albümünü çıkardı.Daha sonra Los Angeles'taki stüdyolarına yeni albüm çalışmalarını tamamlamak için geri döndüler. MEGADETH milenyumu Anchorage, Alaska'da New Years Eve şovuyla kapattı.
14 Mayıs 2001 de ise 11. albüm olan 'The World Needs A Hero' yayınlandı.Ayrıca grubun canlı performansından oluşan 'Rude Awaking' albümü yayınlandı.(Bu grubun tek canlı kaydıdır)
Ve nihayet MEGADETH Türkiye'de...2 Temmuzda David Ellefson,Jimmy De Grasso ve Al Pitrelli Türkiye'ye geldiler ve bir basın toplantısı düzenlediler.3 Temmuz'da Dave Mustaine Türkiyeye geldi ve akşamüzeriMEGADETH'İN Türkiye konseri gerçekleşti.
3 Nisan 2002'de Dave'in sol elinden ciddi şekilde sakatlandığı açıklandı ve 20 yıllık kariyerinden sonra MEGADETH dağıldı!
Son durum ise tekrar yola devam... Sizce Megadeth in geleceği ne yöne gidiyor... Eski albümleri sevenler Youthanasia albümünden sonra çok farklı olduğunu gördüler... Hele ki Risk albümü bir dönüm noktası...
Posted at 03:07 pm by paladine
Permalink
Lamb Of God - Burn The Priest [1998]
Lamb Of God - New American Gospel [2000]
Lamb Of God - As The Palaces Burn [2003]
Lamb Of God - Ashes Of The Wake [2004]
Lamb Of God - Killadelphia (Live) [2005]
2005 - Killadelphia : 1 / 2 Lamb Of God - Sacrament [2006]
Ülke : Amerika Birleşik Devletleri Kuruluş tarihi : 1990
Üyeleri
Randy Blythe - Vokal Mark Morton - Gitar Willie Adler - Gitar John Campbell - Bas Gitar Chris Adler - Davul
Web sitesi : http://www.lamb-of-god.com/
Grubun kökenleri 1990 yılına, Mark Morton, Chris Adler ve John Campbell' ın Virginia Commonwealth Üniversitesindeki ev arkadaşlıklarına kadar uzanmaktadır. Mezuniyetten sonra Morton Yüksek Lisans eğitimi için Chicago' ya gitmesine rağmen grup çalışmalarına devam etti. Morton yerine yeni gitarist Abe Spear gruba katıldı. Grup enstrümantal müziklerinin ötesine geçmeye karar verdiklerinde,
Randy Blythe aralarına katıldı. Kariyerlerinin bu noktasında grup Burn the Priest olarak bilinmekteydi. Morton'un aralarına tekrar katılmasından kısa bir süre sonra Burn the Priest kendi adıyla ilk albümünü çıkarttı. Daha sonra Abe'nin gruptan ayrılmasıyla boşalan yere Chris Adler'in kardeşi Willie Adler geldi.
Grubun tarzı genel olarak death metal etkisinde thrash metal ya da post-thrash olarak kabul edilmesine rağmen, "gerçek metal" hayranları grubun tarzını metalcore olarak kabul ederler. Grubun çalış sitili standart olmayan müzik yapısıyla donatılmış çok teknik ve hızlı çalınan enstrümantal öğelere dayanır. Şarkı sözlerinin temaları temel olarak, politika, kapitalizm ("As the Palaces Burn","Vigil"), Amerikan tarihi ("In Defense of Our Good Name"), savaş ("Ashes of the Wake"), din ("Ruin"), madde bağımlılığı ("11th Hour", "Pariah") ve diğer çeşitli konuları içermektedir.
Campbell tarzlarını, "Yaptığımız müzik progressive ve geleneksel rock arasındaki çizgide dolaşıyor." şeklinde ifade ediyor. "Progressive rock' ı kendi öz temasını ucuzlatmadan daha dinlenebilir bir şekilde yaptığımızı düşünüyorum. Müziğimizin karmaşıklığı teknik çalınan müzikten hoşlanan dinleyicilere hitap etmekle birlikte aranjmanlarımız, ortalama bir dinleyiciye hitap etmekten daha ileride değil. Bu gerçekten iyi bir denge."Prosthetic Records' dan çıkarılan iki iyi albüm ve bir DVD (Terror and Hubris)' den sonra, grup 2003 yılının sonunda Epic Records ile yeni bir kayıt anlaşması imzaladı. "Ashes Of The Wake" etiketiyle çıkan ilk albümleri A.B.D' de bugüne kadar 250,000 kopya sattı ve Billboard Top 200 listesinde 27. sıraya kadar yükseldi.
29 Ağustos 2005 tarhinide grup, Killadelphia isimli DVD' sini duyurdu. DVD grubun Ekim 2004' de Philadelphia' daki canlı performanslarıyla birlikte, 3 video klip ve grup ile ilgili pek çok görsel materyal içermekte. Ocak 2006 tarihinde grubun son albümü Sacrament piyasaya çıktı.
Posted at 12:46 pm by paladine
Permalink
The Cranberries Discography
The Cranberries - Everybody else is doing it, so why can't we?[1993]
The Cranberries - No need to argue[1994]
The Cranberries - To the faithful departed[1996]
The Cranberries - Bury the hatchet[1999]
The Cranberries - Wake up and smell the coffee[2001]
The Cranberries'in hikayesi, Fergal'ın Hogan kardeşlerle tanışıp arkadaş olmasıyla birlikte, bir breakdans denemesi olarak başladı. Fergal, aldığı ilk davulla birlikte bir grup kurma isteği içindeydi. Noel, gitarı ve küçük kardeşi Mike da bass gitarı ile ona katılmıştı birkaç ay içinde.
Bu üç istekli müzisyen, hem müzikal hem de sosyal alanda çok iyi bir uyum sağladılar. 1989 yılında, Niall Quinn vokal olarak katıldı aralarına. Artık kendilerini tam bir grup olarak ilan ediyorlardı. Adları da: The Cranberry Saw Us. Bu isim Niall Quinn'nin fikriydi, diğerleri pek isim üzerinde düşünmemişlerdi. Hatta şarkı sözlerini de pek benimsememişlerdi, "My Grandma Drowned in a Fountain in Laudres" şarkısını sözleri gibi. Sonra, Niall Quinn başka bir gruba geçerek onları bırakmak zorunda kaldı.
Fergal, Noel ve Mike bu durum karşısında pek te derinden etkilenmediler. Bununla birlikte, güzel şarkı sözlerine ve iyi bir vokale ihtiyaçları vardı. Sonra, Dolores adında genç bir bayanla karşılaştılar. Dolores, bu özelliklere uyuyordu ve her zaman bir rock grubunun voalisti olmak istemişti.
Bu İrlandalı dörtlü, bir kayıt yapacak kadar şarkı yazmışlardı. Soundlarının nasıl olduğuna dair bir takım endişeleri vardı. Altı ay içinde, "Nothing Left At All" adlı bir demo çıkardılar. Birkaç gün içinde, tam 300 kopyası satıldı, Sadece bir demoyla bu kadar ilgi gören genç bir grup olarak, müzik şirketlerinin dikkatlerini topladılar. Sonunda bu eşsiz grup, "Island Records" ile altı albümlük bir anlaşma imzaladı.
1993 yılında çıkan ilk albümleri, "Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We?" adını taşıyor. Bu albüm, Amerika'da büyük ilgi gördü. Ama o zamanlar Avrupa'da pek bilinmiyorlardı. Yine de albüm, bir yıl sonra İngiltere listelerinde 1 numara oldu.
"Everybody Else..." adlı albümleri ile Avrupa'da da tanındılar. Bunu izleyen ve duygu yüklü albümleri "No Need To Argue" albümleri, "Zombie" adlı parçayla büyük ilgi gördü. The Cranberries, artık tüm dünyanın kalbini kazanmıştı.
The Cranberries, bir dünya turnesine çıktı. Sahne aldığı her şehirde büyük ilgi gördü. 1994 yılında, MTV'nin "Yılın En İyi Parçası" Ödülüne layık görüldü. Bu parça, "Zombie"ydi.
Dolores, eşi Burton ile bir bebek bekliyordu. 1998 yılının Kasım ayında, "Taylor Baxter Burton" adını verikleri bebek doğdu. Bebeğin doğumu, şarkı sözleri yazan Dolores'i büyük ölçüde duygusal yönden etkilemişti. Ve dördüncü albümleri "Bury the Hatchet", bu etkileri taşıyor, özellikle de "You and Me" ve "Saving Grace" adlı şarkılarda.
Posted at 12:39 pm by paladine
Permalink
Monday, September 04, 2006
Trail of Tears Discography
Trail of Tears - Disclosure In Red [1998]
Trail of Tears - Profoundemonium [2000]
Trail of Tears - A New Dimension Of Might [2002]
Trail Of Tears - Free Fall Into Fear [2005]
Trail Of Tears - Existentia [2007]
2007 - Existentia
Trail of Tears 1994'te Natt olarak müzik yaşamına başladı.Fakat 1997 yılı gelmeden grup Ales Vik yerine Helena Iren Michaelsen,davulcu Vidar Uleberg yerine Jonathan Perez,klavyede Rank Roald Hagen,basta Kjell Rune'la birlikte büyük bir değişime uğradı.Bu durum grubun müzikal anlamda da değişmesinde etkili oldu ve Trail of Tears böylece kurulmuş oldu.
When silence cries...,3 parçalık demo 1997 Mart/Nisan aylarında Jailhouse stüdyolarında kaydedildi.Kısa bir süre sonra,lead gitarist Michael Krumins gruptan ayrıldı ve yerine Runar Hansen geldi.Bu demo gruba birçok kontrat teklifi gelmesini sağladı ve 1998'in başında Hollanda şirketi olan DSFA Records'la 2 albümlük bir anlaşma yaptılar.Ve grup bir kez daha 1998 Kasımında çıkmış olan Disclosure In Red albümünün kaydı için Jailshouse stüdyolarına girdi.
Bunu, Tristania, The Sins of Thy Beloved, Siebenbürggen ve Antichrisis'da katıldığı yoğun bir Avrupa turu izledi.Fakat,bayan vokal Helena Iren Michaelsen'la olan uyuşmazlıklar daha sonraki turlarda da devam etti ve Profoundemoniumun albümünün bitimiyle grup elena'nın ayrılmasını istedi. 2000'in Mayısında Helena'ın yerini Catherine Paulsen aldı.
Trail of Tears, Dynamo Open Air(Hollanda), Wacken Open Air(Almanya),Eurorock(Belçika),Quart Festival(Norveç), ve Metal Dayz(Çek Cumhuriyeti) gibi festivallere çıkmakla birlikte sözler yazmaktan ve kaydetmekten de geri kalmadı.2001 yazında, Napalm Records'la 3 albümlük bir anlaşma imzaladılar ve bir sonraki yılın Şubat ayı ortasında Soundsuite stüdyolarına girdiler.Ve Produktör Terje Refsnes(Tristania,Sirenia)'la birlikte 9 parça kaydettiler
2003 gruba göre, Avrupayı yalnız dolaşacakları ve ilk kez Meksika'da turneye çıkacakları için çok hareketli bir yıl olmuştu. Grup Kjetil Nordhus'la(Green Carnation) birleşme kararı aldı,çünkü Catherine'le yolları ayırdıkları sırada Kjetil'in Tot'un son 3 kaydına büyük bir katkısı olmuştu.Geri kalan üyeler,Catherine'ın yerine birinin gelmemesini teklif ettiler ve bu da grubun müziğe karşı yaklaşımını değiştirdi.
Ve bu değişim dördüncü albümleri olan Free Fall Into Fear'a yansıdı.Albüm 2004 Kasımında Norveç'teki Dub stüdyolarında kaydedildi.Grup aynı zamanda Therion ve Tristania'la birlikte başarılı bir Avrupa turunu tamamladı.Ve 28 Şubat 2005'te de Free Fall Into Fear piyasaya sürüldü.
Kısaca yorum katmak gerekirse Trail Of Tears'ın Tristania'dan pek bir farkı olmayan bir grup. Driven through the ruins, Fragile emotional disorder, Released at last , When silence cries güzel parçalar. yine de bu grubun beni çok etkilediğini söyleyemem fakat şu an bayan vokal barındırmamaları beni sevindiriyor.
Albümleri: 1999, Disclosure In Red 2000, Profoundemonium 2002, A New Dimension Of Might 2005, Free Fall Into Fear
Vocals: Ronny Thorsen,Kjetil Nordhus Lead guitars: Runar Hansen Guitars: Terje Heiseldal Bass: Kjell Rune Hagen Synths: Frank Roald Hagen Drums: Jonathan Perez
Posted at 05:04 am by paladine
Permalink
Theatre of Tragedy Discography
Theatre of Tragedy - Theatre of Tragedy [1995]
Theatre of Tragedy - Velvet Darkness They Fear [1996]
Theatre of Tragedy - Der Tanz Der Schatten [1996]
Theatre of Tragedy - A Rose For The Dead [1997]
Theatre of Tragedy - Aegis[1998]
Theatre of Tragedy - Musique[2000]
Theatre of Tragedy - Assembly [2002]
Theatre Of Tragedy - Storm [2006]
SINGLES Theatre Of Tragedy - Cassandra[1998]
Theatre Of Tragedy - Imprespective[2000]
Theatre of Tragedy Biyografisi:
Aslında Theatre of Tragedy'i tanıtmaya pek lüzum yok. Çünkü onların haricinde gotik metalle rock müziği bu denli estetik bir şekilde sunan akılda kalıcı pek grup yok..
1993 yılından yılından beri var olan Theatre of Tragedy grubu kendi isimlerini taşıyan ilk albümünü Massacre Records etiketiyle 1995 yılında çıkardı. Henüz ilk albümleri olmasına rağmen bu çalışma gotik metal için bir dönüm noktası olarak görüldü. Özellikle "A Hamlet for a Slothful Vassal" kült bir klasik haline geldi. Bu albümle beraber grup kendi yeni stillerini tamamıyle yaratabilmişti. (Raymond J. Rohonyi'nin eski İngilizce diliyle yazdığı lirikleri de unutmamak gerek.) Onlar, eşi olmayan ve sonraları taklit edilecek bir grup olmayı başarmıştı.
İkinci albümleri "Velvet Darkness They Fear" 1996'da çıktı ve bu da gelmiş geçmiş en iyi gotik albümlerden biri olarak kabul edildi. Bu albümü (liste başı oldukları) turne ve konserler izledi.
98'de üçüncü albüm "Aégis" piyasa çıktı. Bu albümde grup kendi sınırlarını da aştı ve gerçek potensiyelini gösterdi. Theatre of Tragedy hayranları albümün alışık olmadıkları elektronik, daha sessiz sound'u ve Raymond'la Liv'in ilk kez düet yapması yüzünden başlarda biraz korksalar da zaman geçtikçe bu albümü de adeta bağırlarına bastılar. Hatta grubun hayran kitlesi bu albüm sayesinde daha da arttı. Albümdeki "Cassandra" parçası öyle beğenildi ki aynı sene sırf bu şarkı için bir EP çıkardılar. Almanya'nın ünlü dergisi Metal Hammer'in editörü Robert Müller bir keresinde şöyle demişti: "Theatre of Tragedy, bilinmez bir güzelliğe sahip bir düş serüveniyle kıyaslanabilecek bir müziktir: Hem zevkli, hem de dinamitle oynamak kadar tehlikeli.."
Grup müzik şirketlerini sahip oldukları potansiyel karşısında yetersiz bulup ünlü Nuclear Blast şirketiyle anlaştı. Yeni şirketleriyle çıkardıkları ilk albüm "Musique" (2000) klasik Theatre of Tragedy tarzıyla "Aégis" albümünde denedikleri elektronik öğelerin harika bir karışımıydı. Önceki albümlerine nazaran elektronik melodileri müziklerine daha iyi katabilmişlerdi ve böylece hakettikleri başarıya yine ulaştılar, hayran kitlelerini arttırdılar. Albümün hit parçası "Image"e çektikleri video klip hemen hemen tüm dünyada gösterildi. Ardından uzun bir Avrupa turuna çıktılar.
Theatre of Tragedy 2002'de çıkardığı yeni albümü "Assembly" ile yoluna tam gaz devam etti. Son yıllarda müziklerinde epey değişiklik yaşamalarına rağmen şarkıları hala buram buram Theatre of Tragedy kokuyordu. Yeni gitaristleri Vegard K. Thorsen ise albüme şüphesiz ki epey katkı sağladı. Prodüktörlüğü Hiili Hiilismaa (HIM, Apocalyptica, Moonspell) tarafından yapılan bu albümle grup tüm dünyaya becerilerini ve şarkı yazmadaki potensiyellerini bir kez daha gösterdi. Şu anda sahip oldukları sound, geçmişte yaptıklarıyla kıyaslanamasa da Theatre of Tragedy her zaman kendi eşsiz müziğini sürdürmeyi başardı.
Not [sir gawain]: Grubun belki de en çok tanınan ve en önemli üyesi bayan vokal Liv Kristine 2003'te grupla yollarını ayırdı. Onun yerine 2004'te Nell vokalist olarak gruba dahil oldu.
Kaynak : İnternet
Posted at 04:07 am by paladine
Permalink
Sunday, September 03, 2006
To Die For - All Eternity [1999]
To Die For - Epilogue [2001]
To Die For - Jaded [2003]
To Die For - IV [2005]
To/Die/For - Wounds Wide Open [2006]
Posted at 11:45 pm by paladine
Permalink
|
 |
|
|
 |
|